| Kalıcı değerler yaratmak isteyenlerin odaklanacağı yer...

Ben de, o zamanlarda buna bir şey daha eklemiştim: “Evet, reklam doğru ve güzel olmalı, ama iyi de olmalı.” Eklemiştim diyorum ama, kafamdan uydurmadım tabii... Hem Hulki Usta’nın pasını iyi değerlendirdim hem de değerler felsefesi ışık tuttu bana...
Felsefenin ana alanlarının ontoloji, epistemoloji, aksiyoloji ve mantık olduğunu biliyoruz. Ontoloji “varlık problemi”ni incelerken, epistemoloji “bilginin kaynağını, doğruluğunu ve sınırlarını” konu edinir. “Değerler felsefesi” olan aksiyoloji ise etik ve estetik konularını içerir.
Daha önce de birkaç yazımda [1], [2], [3], [4] değinmiştim: Her ne kadar etik ve estetiğin birbiriyle ilişkisi olmadığını iddia eden düşünürler varsa da, bence, felsefenin bu iki disiplini tek bir başlık altında incelemesi tesadüfi değildir. Nitekim, estetiğin mahiyeti üzerinde çalışanlar da, onun iyilik, doğruluk ve yücelikle ilişkisini hiçbir zaman göz ardı etmemişlerdir.
Bildiğimiz gibi felsefenin kapsamı içine giren üç temel normatif bilim dalı var: Doğruluk temeli üzerine kurulmuş mantık, iyilik temeli üzerine kurulmuş ahlak ve güzellik temeli üzerine kurulmuş estetik... Bunları doğru-yanlış, iyi-kötü ve güzel-çirkin şeklinde zıtlıklarıyla birlikte de ifade edebiliriz. Aslında şunu söylüyorum; nasıl ki insanlık uzun süre ve büyük çoğunlukla ‘yanlış’ta ve ‘kötü’de ısrar etmezse, yine uzun süre ve büyük çoğunlukla ‘çirkin’e demir atmaz. Elbette insanın özünde yanlış, kötü ve çirkin de var ve iradesini bu yönde de kullanabiliyor. Ama asıl liman doğru, iyi ve güzeldir. Kalıcı değerler yaratmak isteyenlerin odaklanacağı yer de burasıdır.
Ben, estetik ve etiğin birbirinden ayrılamayacağını savunanlardanım. Tabii bu, ayrılmaz anlamında değil, ayrılmaması gerektiği anlamındadır. Yoksa “şeytani güzellik” ne demektir, biliyorum. Bu arada, siz de biliyorsunuz ki, “ruh güzelliği” tabiri aslında iyiliği tanımlar. Bu tabir, “güzellik”le “iyilik” arasındaki ilişkiyi çok “güzel” bir şekilde ortaya koymuyor mu?

Cahit Akın’a dedim ki, sen mühendis adamsın, şu reklam gülü, temel fikrini çok güzel ifade ediyor, fakat ben fikri eksik buluyorum, “doğru” ve “güzel”in yanına bir de “iyi”nin eklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Uğraştım uğraştım, fakat fikrimi geometrinin diliyle aktaracak bir yöntem bulamadım, bana buna benzer bir şey çizer misin? Cahit; çizgiler, kareler, küpler ve dairelerle epeyce uğraştı ve sonunda bunu çizdi:
Dıştaki dik üçgenler “kötü”yü, içtekiler “iyi”yi, sağdakiler “güzel”i, soldakiler “çirkin”i, üsttekiler “doğru”yu, alttakiler de “yanlış”ı temsil ediyor. Benim üçgenim “sağ-üst-iç”tekidir. Yani, istenirse başka üçgenlerde de vakit öldürülebilir, ama asıl odaklanılacak yer burasıdır. Dedim ki, reklam gülü kadar yalın değil. Cevap: Üçüncü boyut tüm sistemi ve paradigmayı değiştirir, bunu karmaşık hale getiren sensin, hiç şikayet etme!
Razı oldum. Yeter ki “doğru”, “güzel” ve “iyi” olsun!































5 YORUM:
memnun oldum
Hocam, sizinle hemfikirim.
Güzellik ve iyiliğin birlikte olması daha çok "istenen", "olması gereken" bir şey.
Ama meselâ güzel görünümlü insanların herhalde ekseriyeti bu görünürdeki güzelliklerini kötüye kullanma eğilimi taşırlar. Ve meselâ günümüzde kadın güzelliği, insanları aldatmak, en azından duygularını manipüle etmek için kullanılır genelde, medyada nüfuza sahip güç odakları tarafından.
Geçmişte ve günümüzde, kitlelerden öte doğrudan bireylerin hayatlarını mahvetmek için de aynı şeyin kullanıldğını biliyoruz. İsrail'in nükleer sırlarını açığa çıkaran Mordehay Vanunu'ya MOSSAD tarafından kurulan bal tuzağında olduğu gibi.
Ama insanların çoğu buna inanmayacaklar. "Rölativizm"in ahlâka dair (ve ona muhalif) bir felsefe haline getirildiği ve bilhassa eğitimli genç nesiller tarafından "doğru" diye bir şey olmadığına inanıldığı bir çağda yaşıyoruz. Modernizm ve onun uzantısı olan post-modernizm insanlara bunu salıklıyor. En mutaassıb dindar olduğunu sanan gençlerin bile zihinleri materyalist ve de rölativist bir tür felsefeyle örülü. Çünkü okullarda ve medyada onlara bu felsefe aşılandı.
Ben, bu hususta Facebook'ta bir müzakere yaşadım geçenlerde. Biliyordum ki çağın modern ve post modern anlayışlarına karşı çıkıp iyilik ve doğruluk diye bir şeylerin varlığına inanan dogmatik dinci gericilikleri savunmuşum diye bana oradaki gençler sataşacaklardı. Bunu fark ettim. Çünkü ortamın fikrî seviyesi çok düşüktü, karşımda dünyevî lezzetleri doyasıya ve doğru veya yanlış her türlü yoldan yaşamak sevdasına düşmüş; ahlâkı maddî evrenin gerçekleriyle alâkasız bir saçmalık sayan sıradan üniversite gençliği vardı. Bu adamların söz dinleme gibi bir huyları olmadığını, modernist külte iman etmiş saygısız dogmatistler olduklarını bildiğim için onlara, "evet, iyi ve doğru vardır ve yakalanmaya çalışılmalıdır" diyemedim...
Ah, eski nesiller şimdikileri böyle yetiştirdiler. Gençleri özgür bıraktıkları yalanıyla keyiflerine baktılar ve onları işbu felsefeleri yayan adamların kucağına atmış oldular gerçekte. Azınlıkta kalan, Hz. Peygamberin tabiriyle "garip" (gurbette, yabancı, uyumsuz, olağandışı) kalan benim gibi gençler, bizi bu tür bir insanlıkla karşı karşıya bırakmış olanlar her kimse onlardan hakkımızı isteyeceğiz.
Toplumda anksiyete ve depresyon gibi rahatsızlıkların artması da işte bundan.
Benim gibi güya dindar insanlar da bu problemlerden muzdarip olabiliyor, hatta daha bile fazla muzdarip olabiliyor; çünkü farkında olmasak da biz de "evrimci materyalist ve koruyucu bir Tanrı'nın bulunmadığı" bir zihin evreninde yetiştirildik, seküler eğitim verilen okullarımızda ve yine aynı tür mesajları yayan medya aracılığıyla.
Korunmasız hissediyoruz. Her şeyi bizim yapmamız gerektiğini, bizi Allah'ın korumayacağını, onun evreni bir saat gibi kurup orada bıraktığını ve o yüzden doğrudan müdahalelerle ve melekleriyle bizi korumadığını zannediyoruz. Kur'an'ın mealini okuyanlarımız bile orada bunun tam tersinin söylendiğini fark edemiyorlar, çünkü dışarıdan sürekli gelen mesajlar aynı yönde.
...
Velhasıl, bazen bana siz ve benim gibi insanlar boşuna uğraşıyoruz gibi geliyor Selim Hocam. Her şey göreli, bilhassa hakikat ve iyilik göreli sayılıyor günümüzde. Sizin yazdıklarınızı okuyan üniversite gençliği sizin yazdıklarınızı anlamazlar çoğu itibarıyla. Anlasalar da doğru saymazlar. Okumamış ve zihinleri daha az yıkanmış, daha safî düşünebilen insanlarda benim umudum. Ama onların sayısı da azaldı. Maalesef bu medya ve bu eğitim sistemi bütün gençliğin zihnini iğdiş etti. İyilik ve doğruluğa inanmayı dogmatik dincilik ve ahmaklık sayan pençeli bir nesil yetiştirildi. Hele bir sonraki nesil ne halde olacak kim bilir.
Ve işin kötüsü, normal bir ömür süresi yaşarsak, ben ve benim gibiler bu pençeli neslin içinde ayakta kalabilmek için büyük bir mücadele vermek zorundayız. :(
ol制服美女影片PlayGirl金瓶梅視訊檳榔西施影片777成人免費成人1007視訊美女寫真美女視訊聊天室交友美女交友八國聯軍成人正妹百人斬aqaq視訊聊天室咆哮成人繁體美女影片0204貼圖區ut聊天室av情色一葉情貼圖片區
Kişi doğru söylerse, sesi güzelse ve sözü anlamlıysa... Dost olur, yar olur, can olur.
Zihin, kalp ve ruh üçlüsünün ortaya koyduğu harikalar.
Hocam siz iyi düşündüğünüz ve gerçek değerin olması gereken karşılığını ifade ettiğiniz için güzel bakıyor, güzel düşünüyor, güzel konuşuyorsunuz.
Kişi, sözü doğruysa, sesi güzelse kendisi de iyiyse dost olur, yar olur, can olur
Zihin, kalp ve ruh üçlüsünün ortaya çıkardığı harikalar...
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bağlantı Oluştur
<< Home