17 Şubat 2020 Pazartesi

| Bulut Bağcı ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer



Soyut Şeyler Ekonomisi’nde konuğum Global Tourism Forum Başkanı Bulut Bağcı’ydı. Bağcı’yla dünya turizminden Türkiye turizmine, Asya, Avrupa ve Afrika’da gerçekleştirdiği organizasyonlardan kimi ülkelere hükümet bazında yaptığı turizm danışmanlıklarına, ülkemizin turizm potansiyelinden nitelikli turizm stratejilerine varan birçok konuda sohbet ettik.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

10 Şubat 2020 Pazartesi

| Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer



Soyut Şeyler Ekonomisi’nde konuğum tarihçi Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan. Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdikten sonra aynı üniversitenin Tarih Bölümü’nde Prof. Halil İnalcık’ın danışmanlığında 16. yüzyılda Batı Akdeniz’de Osmanlı korsanları üzerine hazırladığı tezle yüksek lisans derecesini alan, doktora çalışmalarını Georgetown Üniversitesi’nde Prof. Gabor Agoston ile Osmanlı-Habsburg rekabeti çerçevesinde “16. Yüzyıl Akdeniz’inde İstihbarat” üzerine tamamlayan, Journal of Early Modern History, Turkish Historical Review, Acta Orientalia Scientiarum Hungaricum gibi uluslararası dergilerde yayınladığı makalelerin yanı sıra Annual Meeting of the American Historical Association, Sixteenth Century Society and Conference, International Conference of Mediterranean Worlds, Annual Mediterranean Studies Association International Congress gibi konferanslarda 16. Yüzyıl Osmanlı ve Akdeniz tarihi üzerine tebliğler veren, Sultanın Korsanları, Sultanın Casusları ve Bunu Herkes Bilir adlı kitapların yazarı Gürkan’la “Biz geri kalmadık, Avrupa ileriye gitti.” tezinin ayrıntıları üzerine konuştuk.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

3 Şubat 2020 Pazartesi

| Prof. Dr. Besim Dellaloğlu ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer



Soyut Şeyler Ekonomisi’nde konuğum sosyolog Prof. Dr. Besim F. Dellaloglu’ydu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdikten sonra yüksek lisans ve doktorasını Mimar Sinan Üniversitesi’nde sosyoloji alanında yapan, Avrupa’nın çeşitli üniversitelerinde dersler veren ve araştırmalar yapan, bu vesile ile dönem dönem Frankfurt, Paris, Lizbon, Strasbourg ve Mainz’da yaşayan Prof. Dellaloglu’yla Avrupa’da matbaanın icadından Sanayi Devrimi’ne, Rönesans’tan modernleşmeye, Türk modernleşmesinden muhfazakarlığa, toplumsal çatışmalardan kültürel sınıflara, marka yaratabilmenin kültürel dinamiklerinden ekonomik krizlere varan birçok konuda sohbet ettik.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

28 Ocak 2020 Salı

| Asude Alkaylı ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer



Soyut Şeyler Ekonomisi’nde konuğum marka uzmanı ve araştırmacı Asude Alkaylı’ydı. Yüzyıllık Markalar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Marka Konseyi Kurucu Üyesi Alkaylı’yla marka tarihinden Osmanlı dönemi Alametifarika yıllıklarına, yüz yıllık markalarımızdan bugünün markalaşma çabalarına, dünya fuarlarından Seyr-i Türkiye Karadeniz Vapuru’na, Anadolu değerlerinden ülke ve şehir markalaşmasına varan birçok konuda sohbet ettik.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

27 Ocak 2020 Pazartesi

| Kimlik kuzuları

“Modernliğin finansal, teknolojik bütün imkanlarından yararlanmaktan imtina etmiyor zihnimiz. Ama iş düşünmeye, fikre, sanata, estetiğe gelince aynı heyecanı hissetmiyoruz pek. Çünkü irfan dünyasında önce kendisi olabilmek gerekir. Kendisi olabilmek için ise kimlikten önce bir kişiliğe sahip olmak gerekir. Oysa bu ülkede kimlik her zaman kişiliğin önündedir. Kimlikler tarafından zaptedilmiş kişilik yaratamaz, inşa edemez. Sadece parayla, silahla, ekonomik ve politik güçle küresel aktör olunamaz. Önce küresel değerler, anlamlar, kültür ve sanat ürünleri üretebilmek gerekir.” (Prof. Dr. Besim F. Dellaloğlu, Zamanın İçinden Zamanın Dışından, S: 55, 2. Baskı, 2019)

Prof. Besim F. Dellaloğlu’nun bu ifadelerine küçük bir katkıda bulunmak isterim. Hepimiz ailelerimizi sever ve sayar, onlara değer veririz. Aramızdaki bağ sadece biyolojik değil, aynı zamanda kültüreldir de. Kimliğimizin oluşmasının ötesinde kişiliğimizin temelleri de o kültür havuzunda atılır. Fakat bir şey var ki, kişiliğimizin olgunlaşması da o havuzdan çıkmamıza bağlıdır. Nitekim bunu yapamayanlar “ana kuzusu” olarak kalır, bir türlü kendi ayakları üzerine basamayan ergenler olarak hayatlarını sürdürürler.

Ergenlik, özerkliğin kazanılması yönünde bir mücadele dönemidir; aileyle ilişkilerin sürdüğü, ancak aynı zamanda da kişinin kendi kararlarını aldığı, kendi kendini güdüleyebildiği ve yönetebildiği davranışsal, ruhsal, duygusal ve bilişsel bir gelişim süreci olarak tanımlanır.

Kimlik ve kişilik ilişkisine dönersek, kimliklere bu denli bağlılık bir türlü özerkliğini elde edememe, davranışsal, ruhsal, duygusal ve bilişsel gelişim sürecini tamamlayamama, yani kişiliğini inşa edememe halidir.

Kimliğimizi ontolojik bir unsur olarak görebilir ve bundan kopamayabiliriz. Fakat özerk kişiliğimizi inşa edemezsek sadece “kimlik kuzuları” olarak kalır, hayatlarımızı bir türlü kendi ayaklarımız üzerine basamayan ergenler olarak sürdürürüz. Bugün ülkemizde çokça örneklerini gördüğümüz gibi…

21 Ocak 2020 Salı

| Yunus Baran ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer


Soyut Şeyler Ekonomisi’nde konuğum marka danışmanı ve stratejist Yunus Baran’dı. Markalara, girişimcilere ve kurumlara içgörü araştırmaları, konumlandırma stratejileri ve iletişim yönetimi konularında danışmanlık hizmetleri sunan Baran’la Türkiye’nin markalaşmasından kamu diplomasisine, STK’lardan sosyal fayda projelerine, uluslararası iyilik hareketlerinden iyiliğin gücüne, kültür ve marka entegrasyonundan kültür diplomasisine varan birçok konuda sohbet ettik.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

20 Ocak 2020 Pazartesi

| “Anlam birçok şeyi -belki de her şeyi- sürekli kılar”


 “Kutsal aslında varlık ve varoluşta bir anlam ve amaç aramanın diğer adıdır. Anlamsızlık hayatın görkemini tüketir ve engeller, dolayısıyla hastalıkla eşdeğer bir duruma karşılık gelir. Anlam birçok şeyi -belki de her şeyi- sürekli kılar. Bundan dolayı herhangi bir bilim veya disiplin mitosun yerini alamaz, mitos da herhangi bir bilimden inşa edilmiş olamaz. Çünkü Tanrı bir mitos değildir ama mitos tanrısal bir hayatın insandaki tezahürüdür.” Carl Gustav Jung, “Late Thoughts,” in Carl Gustav Jung: Selected Writings (New York: Book-of-the-Month Club, Inc., 1997), 542-553. Ayrıca bkz: Carl Jung, “Modern Man in Search of a Soul,” The World Treasury of Modern Religious Thought, ed. by Jaroslav Pelikan, foreword by C. Fadiman (Boston-Toronto-London: Little, Brown and Company, 1990).

15 Ocak 2020 Çarşamba

| Ayşe Böhürler ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer



Soyut Şeyler Ekonomisi’nde konuğum yapımcı Ayşe Böhürler’di. “Duvarların Arkasında”, “Hayme Ana”, “Orhun Yazıtlarından Nobel’e Türk Edebiyatı”, “Kitaba Adanmış Bir Ömür” adlı belgesellerin yapımcısı, “Yazmasam Ölürdüm”, “Bi Ters Bi Düz” ve “Mülteci Parfümü” adlı kitapların yazarı Böhürler’le Türkiye’de ve İslam dünyasında kadının durumundan kadın haklarına, gelenekten moderne, ülkemizin soyut değerlerinden kültür diplomasisine varan birçok konuda sohbet ettik.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

13 Ocak 2020 Pazartesi

| Odun

Tapduk Emre, Yunus’u dergahın odunculuğuna tayin eder. Yunus kırk yıl boyunca bu hizmette bulunduğu halde bir kez olsun dergaha eğri ve yaş odun getirmez. Taptuk Emre bir gün Yunus’a: “Dağda hiç eğri odun kalmadı mı?” diye sorar. Yunus cevap verir: “Dağda eğri odun çok, ancak senin kapına odunun bile eğrisi yakışmaz.”


Yunus Emre, Tapduk’un dergahında erdemli bir insan olmanın, yani “iyilik”in yolunu ararken, aynı zamanda yaş olmayan odunla “akıl”a, eğri olmayan odunla “güzellik”e davet eder bizi. Çünkü tüm uygarlıklar bu üç değer üzerine kurulmuştur.

12 Ocak 2020 Pazar

| Suyu sırayla içmek acaba ne demek?

Semûd kavminin kendisinden mucize istemesi üzerine Sâlih Peygamber, mucize olarak onlara deveyi gösterdi. “Ey kavmim, işte size mucize olarak Allah’ın gönderdiği deve. Onu bırakın Allah’ın mülkünde otlasın. Ona kötülük etmeyin, sonra sizi yaklaşan bir azap yakalar.” (Hûd, 64) “Allah’ın (mûcize olarak) verdiği deveye ve onun su hakkına dokunmayın.” (Şems, 13) “Onun bir su içme hakkı vardır, belli bir günün içme hakkı da sizindir. Sakın ona kötülük yapmayın, yoksa büyük bir günün azabı yakanıza yapışır.” (Şuarâ, 155-156) “Fakat onlar ona inanmayıp deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri, günahları sebebiyle onlara ardı arkası kesilmez felâketler göndererek hepsini helâk etti.” (Şems, 14)

7 Ocak 2020 Salı

| “Deliliğin tarifi”nden “Deliliğin Tarihi”ne...

Michel Foucault’nun “Deliliğin Tarihi”nden yaklaşık yüz yıl önce “deliliğin tarifi”ni yazan Divan şairi Yenişehirli Avnî, dünyada delilikle ilgili ilk eserlerden biri olan Mir’ât-ı Cünûn adlı mesnevisinde tam yirmi yedi çeşit deliden söz eder.



Mesnevisini tamamlayamamıştır, eğer tamamlayabilseydi bu sayı kim bilir kaça çıkacaktı? Bu kadar deli tipi olduğuna göre içlerinden birine bizim de uymamız ihtimali yabana atılır gibi değildir.

Yenişehirli Avnî’den birkaç deli tarifi:

Nizâm-ı Âlem Delisi: Kendi zavallılığına bakmadan dünyaya nizam vermeye kalkanlar.

Neme Lâzım Delisi: Dünya yıkılsa umurlarında olmayanlar.

Nasîhat Delisi: İlmi ve dini konularda hiçbir şey bilmemesine rağmen insanlara akıl veren tipler.

Şecî: Kabadayı tipler.

Süvârî: Hayatlarını tek bir tutkuya bağlayanlar.

Zen-dost: Zampara, kadın düşkünü.

Havadis Delisi: Sağdan soldan öğrendiği siyasi haberleri başkalarına aktarmayı görev bilenler.

Kuruntulu: Kendi gölgelerinden bile korkan tipler. Kendilerini hiçbir zaman güvende hissetmeyen, cennete girseler bile gülmeyenler.

Allah hepimize akıl sağlığı versin.


| Osman Börütecene ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer



Soyut Şeyler Ekonomisi’nde konuğum felsefeci Osman Börütecene’ydi. Felsefe, mantık, lisan, ezoterik kültür, motivasyon, liderlik, inovasyon gibi alanlarda seminerler ve eğitimler veren Borutecene ile “İnsan biyolojik bir makina mıdır?”, “Ekonominin ne kadarı soyut şeylerden oluşur?”, “İnsan neyi nasıl algılar ve bu algılama üzerinden nasıl davranır?”, “İnsan mitolojiye ve hikayelere neden ilgi duyar?” gibi sorulara cevap aradık.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

5 Ocak 2020 Pazar

| ‘Turkey’ eğer ‘Türkiye’ olursa asıl o zaman tüm ‘Turkey’ler ‘hindi’ye dönüşür

Ülkelerin adları farklı dillerde farklı formlar alabilir. Mesela Türkiye’nin bazı dillerdeki adlarına bakalım:  Törökország (Macarca), an Tuirc (İrlandaca, İskoç), Turchia (İtalyanca, Romansh), Turcia (Latince, Rumence), Turcija (Latvian), Turcija - Turcja (Polonyaca), Turecko (Çekçe, Slovakça), Türgi (Estonyaca), Türkei (Almanca), Turkey (İngilizce), Turki (Bahasa Indonesia), Turkia (Baskça), Turkiet (İsveççe), Turkija (Litvanyaca, Maltaca), Turkije (Hollandaca), Turkki (Fince), Turkojska (Lower Sorbian), Turquia (Katalanca, Portekizce), Turquía (İspanyolca), Turquie (Fransızca), Turska (Sırpça), Twrci (Galler dili), Tyrkiet (Danimarkaca), Tyrkland (İzlandaca).




‘Türkiye’nin İngilizce karşılığı ‘Turkey’nin aynı zamanda bir cins ad olan ‘hindi’ anlamına gelmesi biraz canımızı sıkıyor ve zaman zaman “Biz Turkey değil, Türkiye’yiz.” diye feveran ediyoruz. Gerçi kendi aramızda bunu yapsak bile değişmesi için resmi bir girişimimizin olduğunu hiç duymadım.

Bugün İngilizce dünyanın ‘lingua franca‘sı olmuş durumda, o nedenle ‘Turkey’, aslında bütün dünyada ‘Türkiye’dir. Nitekim Türkiye’nin uluslararası paltformlarda resmi adı da ‘Republic of Turkey’dir. ‘Turkey’nin ‘hindi’ anlamı ise sadece İngilizce konuşan ülkelerde akla gelebilir, dünyanın geri kalanı için böyle bir sorun da yok.

Genelde bu adlandırmanın arkasında bir kasıt aranır, İngilizlerin bizi küçük düşürmek için Türkiye’yi Turkey diye adlandırdıkları düşünülür. Oysa önce ‘Turkey’ vardı, sonra ‘turkey’ oldu. Kelimenin kökeni ister ‘Turkey bird’ ister ‘Turkey cock’ olsun, yani ister ‘Türkiye kuşu’ndan ister ‘Türkiye horozu’ndan dönüşsün, dildeki en az çaba yasasının bir sonucu olarak ikinci kelimenin düşmesiyle geriye ‘turkey’nin kalmasıdır bütün olan biten. Nitekim biz de ‘hindi’yi bir başka ülkeyle, Hindistan’la ilişkilendirimişiz. Hindi ilginç bir hayvan, nedense adlandırırken Amerikalılar Türkiye’yle, Türkler Hindistan’la, Hintler Peru’yla, Araplar Yunanistan’la, Yunanlar Fransa’yla, Malaylar Almanya’yla ilişkilendirmişler.


Ad ve sıfat tamlamalarında bu türden sözcük düşmeleri gerçekleşebiliyor. Hatta bazı sıfat tamlamalarındaki tamamlanan adın düşerek sıfatın ada dönüştüğüne sık tanık oluruz: ‘Şişman adam’- ‘şişman‘, ‘sarı kız’-‘sarı’, ‘küçük çocuk’-‘küçük’ gibi... ‘Turkey bird’ün ‘Turkey’ye dönüşmesi ise ‘İskender’in kebabı’nın günümüzde ‘iskender’e dönüşmesine benzer.

İngilizcedeki ‘Turkey’yi değiştirme talebi aslında elalemin diline müdahale anlamına da gelir. Mesela İngilizler “Bize niye İngiltere diyorsunuz, bizim adımız England’dır.” demiyor. Veya Mısırlılılar da bize ‘mısır’ için sitem etmiyor.

Bir başka konu da hayvanların imajlarının kültürlere göre değişmesidir. Mesela ‘Turkey’ İngilizcede ‘arslan’, ‘kaplan’, ‘kurt’, ‘kartal’ gibi bir anlama gelseydi hiç sesimizi çıkarmaz, hatta bundan gurur bile duyabilirdik. Peki ‘hindi’nin farklı kültürlerde bizdeki kadar olumsuz bir imaj taşıyıp taşımadığını ne kadar biliyoruz? Benjamin Franklin’in ‘kartal’dan önce ‘hindi’yi Amerika’nın simgesi yapmak istediğini, Fransız’ın horozunu, Rus’un ayısını hatırlayalım.

Evet, her ne kadar anlamı bağlam belirlese de, imla farkıyla ‘Turkey’ Türkiye, ‘turkey’ hindi anlamına gelse de bu eşseslilik durumu ABD ve İngiltere’de bazı espri ve karikatürlere konu olabilmektedir. Bence bu durumu avantaja dönüştürmenin yollarını arayalım. Ararsak buluruz.

Değiştirme yanlıları Habeşistan’ı (Abyssinia) örnek gösterirler. Evet, Etiyopya Habeşistan adını silmek için Habeşistan adresli mektupları ve aramaları kabul etmeyerek yeni adını dünyaya kabul ettirdi ama bu çok farklı bir durum, onlar ‘Köleler Ülkesi’ anlamına gelen adlarını tümüyle değiştirdiler.

‘Turkey’yi değiştirmeye çalışmak kendi ayağımıza kurşun sıkmaktan farksızdır. Nitekim eğer bunu başarabilirsek dünyada tarih boyunca İngiliz dilindeki sayısız kitap, makale, resmi yazışma, akademik araştırma, haber, ders kitabı, internet platformundaki tüm bilgi, harita ve belgede, yani koca bir külliyatta yer alan sayısız ‘Turkey’ adı, asıl o zaman ‘turkey’ye, yani ‘hindi’ye dönüşüverir.

Belki tüm dünyaya yapacağımız ‘ü’ ihracatından kazanırız. 😉

31 Aralık 2019 Salı

| Yeni yıla iyi girelim


Yeni yıla iyi girelim. Gregoryen’den iyi giremezsek iki hafta sonra Jülyen’den deneyelim. Şubatta Çin’in Domuz Yılı başlıyor ama o bizi bozar. Olmadı Nevruz da yakın zaten. O da olmazsa sonbaharda Hicri Yıl ya da Roş Aşana var.

İyi yıllar. 🙂

| Bir bilimkurgu kahramanı olarak Hezârfen Ahmed Çelebi

Hezârfen Ahmed Çelebi adında biri gerçekten yaşadı mı? Eğer yaşadıysa kanat takıp Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçtu mu?


Bu konuda eldeki tek kanıt Evliya Çelebi‘nin Seyahatname‘de yazdıklarından ibarettir. Nüktedan kişiliğiyle, abartılı ve mizahi yönüyle tandığımız Çelebi’nin anlattıklarının gerçekliğine inanıp inanmamak ise size kalmış.

Kimileri Hezârfen Ahmed Çelebi diye birinin yaşadığını, kanat takarak uçma konusundaki bilimsel ve teknik bilgileri Leonardo da Vinci ve 10. yüzyıl Türk bilgini İsmail Cevherî’den aldığını iddia ederken kimileri de böyle bir uçuşun teknik olarak mümkün olamayacağını söylüyorlar.

Bana kalsa Da Vinci ve Cevherî’nin çalışmalarını bilen ve bunlardan etkilenen bizzat Evliya Çelebi’nin kendisi olmalı. Bu bilgiler üzerine böyle bir kişiliği yaratıp hayalinde böyle bir uçuşu canlandıran da.

17. yüzyılda, Jules Verne’den iki yüz yıl önce, Aya Seyahat kadar uzun menzilli olmasa da kıtalar arası bir uçuş hayal edip gelecek kuşaklara vizyon aktaran Evliya Çelebi, aynı zamanda bir bilimkurgu örneği sergilemiştir.

Evliya Çelebi, Hezârfen Ahmed Çelebi’nin adını bile bir bilimkurgu kahramanına yakışacak şekilde tasarlamıştır. Hezârfen, “bin bilim” demektir. Fen kelimesi sadece bilim değil, aynı zamanda sanat ve teknoloji anlamlarını da barındırır. Ahmed, Müslüman-Türk dünyasında çok kullanılan, temsil yeteceği olan kişi adlarından biridir. Çelebi ise efendi, kibar, şehir terbiyesi almış, kültürlü, asil anlamlarına gelir ve Evliya Çelebi’nin de ünvanıdır.

Hezârfen’in yaşamış olması ve uçması kadar önemlidir, hayalen yaşatılmış olması ve uçurulması...

Okuma Parçası: İptida, Okmeydan’ın minberi üzere, rüzgâr şiddetinden kartal kanatları ile sekiz dokuz kere havada pervaz ederek talim etmiştir. Badehu Sultan Murad Han Sarayburnu’nda Sinan Paşa Köşkü’nden temaşa ederken, Galata Kulesi’nin taa zirve-i belâsından lodos rüzgârı ile uçarak Üsküdar’da Doğancılar Meydanı’na inmiştir. Sonra Murad Han, kendisine bir kese altın ihsan ederek “Bu adem pek havf edilecek (korkulacak) bir ademdir. Her ne murad ederse elinden geliyor. Böyle kimselerin bekası caiz değildir” diye Gâzir’e (Cezayir) nefyeylemiştir (sürmüştür). Orada merhum oldu. –Evliya Çelebi, Seyahatname

30 Aralık 2019 Pazartesi

| Fatoş Karahasan ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer



Soyut Şeyler Ekonomisi’nde konuğum yazar ve yönetim danışmanı Dr. Fatoş Karahasan’dı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Pazarlama İletişimi, Reklam ve Dijital Pazarlama dersleri veren, on dört yıl uluslararası reklam ajanslarında üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra şimdilerde yönetim danışmanı olarak yerli ve yabancı kuruluşların reklam ajansı konkurları, ürün lansmanları, ürün stratejileri ve araştırma projelerinde yer alan, pazarlama, iletişim ve yönetim konularında konuşmalar yapan ve eğitimler düzenleyen, önemli konferanslarda, moderatörlük ve konferans başkanlıkları üstlenen Karahasan’la konvansiyonelden dijitale, teknolojiden markaya, gençlikten eğitime, reklamdan yaratıcılığa uzanan birçok konuda sohbet ettik.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

24 Aralık 2019 Salı

| Serap Öcal ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer



Soyut Şeyler Ekonomisi’nde konuğum sağlık iletişimi danışmanı Serap Öcal’dı. Öcal’la sağlık iletişiminden sağlıkta markalaşmaya, hekim ve hasta ilişkilerinden sağlık çalışanlarına yönelik şiddete, Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelinden bu alandaki fırsat ve tehditlere uzanan birçok konuda sohbet ettik.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

23 Aralık 2019 Pazartesi

| Hayata sucuk olarak mı veda etsinler?

Dünyanın birçok merkezinde fayton var. Mesela bunlar da at, bunlar da araba...


Büyükada’da on yıllardır süren sorunun kendi kendine çözüleceğini mi düşündük? Sahiplerinin keyfine bırakıp muşamba tenteli çirkin arabalar, iyi bakılmadığı belli atlarla ilgili bir standardizasyona, at sahiplerini cebren merhamete, iyi besleme ve iyi bakıma zorlamaya engel olan şeyin vurdumduymazlıktan başka bir şey olduğunu sanmıyorum.

Şimdi ne yapıyoruz? Hem bir güzelliği, bir nostajiyi, bir turistik değeri imha ediyor hem de bu atların insanla karşılıklı işbirliğine engel olup son nesillerinin hayata sucuk olarak veda etmelerine yol açıyoruz.

Bu kadar acizlik, vallahi bizim için bile fazla.

Video: “Büyükada’daki atları kaldırıp elektrikli arabalar koymak yerine insanlara seyisliği ve merhameti öğretelim. O atların yaşaması da o hizmeti vermeleriyle mümkün.”

16 Aralık 2019 Pazartesi

| Çin kedisinin rengi değişti mi?

Çin‘in reformist devlet başkanı Deng Xiaoping’in rejime işaret ederek “Önemli olan kedinin rengi değil, kaç fare yakaladığıdır.“ şeklinde bir sözünün olduğu söylenir.


Gerçekten de Çin, o günlerden bu yana çok fare yakaladı, şu anda da dünyanın en büyük üretim ekonomisi... Fakat yine de ABD hala dünyanın en büyük ekonomisi olma ünvanını bırakmıyor. Çünkü o, kedinin fare yakalama yeteneği kadar rengiyle de ilgilendi hep. Soğuk savaş döneminde Rusya da kedinin rengiyle pek ilgilenmemişti.

Brand Value, 2018-2008, Brand Finance




Ancak son on yıllık marka değerleri ve “soyut şeyler” yaratma konusundaki performansına bakılırsa Çin’de kedinin rengi değişiyor. ABD’yi asıl ürküten de bu olsa gerek. Çünkü Çin tek başına bir üretim gücü olarak bir tehdit oluşturmuyor, hatta kapitalist dünyaya bu fonksiyonuyla hizmet ediyordu.

Türkiye de artık kedinin fare yakalama yeteneği kadar rengiyle de, hatta daha çok rengiyle ilgilense iyi olacak.

| Yalın Alpay ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer



Soyut Şeyler Ekonomisi’nde konuğum ekonomist, siyaset bilimci, sanat yönetmeni ve yazar Yalın Alpay. Lisansını İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden alan, yüksek lisansını Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde tamamlayan, doktora çalışmasına İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi’nde devam eden, kaleme aldığı tarih, siyaset, sanat ve ekonomi konularında birçok makale ve kitapların yanında çeşitli belgesel çalışmalarına danışmanlık yapan, TİM’de ekonomist ve Afrika koordinatörü olarak görev alan, çeşitli TV programlarına imza atan, halen İstanbul Art Show Sanat Fuarı Sanat Direktörü ve Ekotürk TV’nin Yönetim Kurulu Başkan Danışmanı olan Alpay’la sosyo-ekonomik ve sosyo-psikolojik bağlantılarıyla “soyut şeyler”in ve markaların ekonomideki yeri üzerine sohbet ettik.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

| Denizli horozundan Kırkağaç kavununa “orta gelir tuzağı”...

Karaca Kız’dan Devrek bastonuna, Atatürk’e benzeyen adamlardan Susurluk ayranına, Denizli horozundan Kırkağaç kavununa, kelaynaktan kekliğe, arıdan kelebeğe, taş taşıyıp laf taşımayan adamdan kulağa “ürkünç” şehir heykelleri... Eğer biz şu soyutlama yeteneğimizi geliştiremezsek orta gelir tuzağı devam eder, asgari ücret de yerinde sayar. Bilmenizi istedim.


Bu arada, Endonezya’daki bir mağarada 44 bin yıllık duvar resmi bulundu. Picasso Fransa’da bir mağarada bulunan 17 bin yıllık duvar resimlerini gördüğünde “17 bin yıldır hiçbir ilerleme kaydetmemişiz.” demişti.

İyi ki bizdeki 44 bin yıllık gerilemeyi görmedi.

9 Aralık 2019 Pazartesi

| Ömer Şengüler ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer



Soyut Şeyler Ekonomisi’nde bu haftaki konuğum marka mimarı, girişimci ve Global Magic Brands Başkanı Ömer Şengüler’di. Kahire’de doğan, Riyad Üniversitesi’nde sosyal bilimler, İstanbul Üniversitesi’nde işletme, Marmara Üniversitesi’nde sosyoloji, Bilgi Üniversitesi’nde hukuk, Harvard ve MIT'de pazarlama eğitimleri alan, Türkiye’de reklamcılık ve mecra geliştirmeleri konusunda özgün girişimlerde bulunan, ülkemizden global markalar çıkması gerektiğine inanan ve bu alandaki çalışmalara yoğunlaşan Senguler’le renkli hayat hikayesinden mesleki deneyimlerine, reklam sektörüne yaptığı katkılardan marka yaratma ve geliştirme çalışmalarına, Prof. Philip Kotler’la ilişkilerinden yeni çıkan kitabı “Marka Ol E mi?”ye uzanan birçok konuda sohbet ettik.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

8 Aralık 2019 Pazar

| Gülşah Çeliker ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer



Soyut Şeyler Ekonomisi’nde konuğum belgesel film yönetmeni, yapımcı ve araştırmacı Gülşah Çeliker’di. Sabiha Gökçen’in hayatını konu alan belgeseli çeşitli uluslararası özel gösterimlerde yer alan, ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ile Piri Reis Dünya Haritacısı Drama Belgeseli için çalışmalara başlayan, Hollanda’da arşiv araştırmaları ve röportajlar yapan, bu çalışmalar için 2010-2015 yılları arasında, İtalya-Türkiye arasında yaşayan, Roma, Vatikan, Venedik devlet arşivlerinde ve Bologna Üniversitesi’nde araştırma ve çekimlerine devam eden, Akdeniz tarihi ve Piri Reis ile ilgili yazıları çeşitli dergilerde yayımlanan, on yıldan fazladır bu belgesel film için çalışan, geçtiğimiz günlerde Piri Reis ve Kristof Kolomb‘un karşılaşmalarını konu edinen Haritacı ve Kaşif adlı romanı yayımlanan Gülşah Çeliker’le Piri Reis’in hayatından Piri Reis haritasına, 15. ve 16. yüzyıl Akdeniz dünyasından korsan savaşlarına, Osmanlının Akdeniz hakimiyetinden Batı‘nın yeni keşiflerine, Piri Reis drama belgeselinden uluslararası sinema filmi hedefine uzanan birçok konuda sohbet ettik.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

2 Aralık 2019 Pazartesi

| Ender Merter ile Soyut Şeyler Ekonomisi, A. Selim Tuncer



Soyut Şeyler Ekonomisi’nde konuğum reklamcı, yazar, TV programcısı ve İlancılık Reklam Ajansı Eşbaşkanı Ender Merter’di. Güzel Sanatlar ve İşletme eğitimi alan, profesyonel yaşamına ilk olarak 1979’da okul yıllarında Cağaloğlu’nda başlayan, sonrasında TRT’de dublaj, reklam ve yayıncılık alanlarında çalışan ve iletişim sektöründe derin bir deneyime sahip olan Merter’le Türk grafik tasarım tarihinden Cumhuriyet döneminde grafik tasarımın öncüsü İhap Hulusi Görey’e, Görey’in grafik arşivinden Marmara Üniversitesi’nde eserlerinin sergilendiği Cumhuriyet Müzesi’ne, harf devriminden tipografiye, Türk reklamcılığından sektörün sorunlarına kadar birçok konuda sohbet ettik.

Soyut Şeyler Ekonomisi her cumartesi 21:00’de Ekotürk TV’de.

22 Kasım 2019 Cuma

| Ürün üründen ibaret değildir, daha önemlisi o bir kavramdır

“Hamile mi kaldım?” endişesi ile “Hamile kaldım mı?” ümidi birbirine tamamen zıt duygular olmasına rağmen durumu teşhis edecek ürün ve/veya işlemler fiziken aynıdır. Ancak ürün iki farklı kadının gözünde aynı kavramsal içeriğe sahip olamaz.


Bu nedenle Quidel’in üzerinde gülümseyen bebek fotoğrafı bulunan gebelik testi ürünü 9.99, aynı ürünün sade bir ambalaj tasarımına sahip olanı ise 6.99 dolara, hem de prezervatiflerin bulunduğu rafta satışa sunulur. İki aynı nitelikteki ürünün ilki bebek sahip olmak isteyen, ikincisi istemeyenler içindir.



Firmanın böyle bir ayrıma gitmeden önce yaptığı araştırmanın, satın alanların yarısının bu ürünü hamile kalmadıklarından emin olmak için kullandıklarını gösterdiğini de belirtmiş olayım.

Yukarıdaki bebek fotoğrafı, bebek isteyen bir kadın için tatlı bir özlemin, “Acaba hamile mi kaldım?” tedirginliği yaşayan bir kadın için ise iç karartan bir kaygının göstergesi olmaz mı? O bebek gülümsemesi onun gözünde sinir bozucu ve pis bir sırıtmaya dönüşmez mi? Öyleyse Quidel‘e kadar gitmemize gerek yok, demek ki aynı göstegeler bile apayrı kavramları açabiliyor zihinlerde.

Elinizde böyle ilginç bir vaka olmasa da, ürün üründen ibaret değildir, daha önemlisi o bir kavramdır.

Bazı detaylar için Fatih Bektaş’a teşekkürler.