| “No-name” de bir markadır.
Muhalif, bir ölçüde isyankar, kendinden emin, bağımsızlığına ve özgürlüğüne duyarlı anti-marka hareket ve onun beklentileri de, sonuç itibariyle bambaşka bir “marka değerleri” alanı yaratıyor. Kimi zaman gerilla markalaştırma tekniklerini de kullanarak “no-name” veya “no-brand” ürünler bu talebi karşılıyor. Hatta, örneğin Levi’s gibi ünlü markalar bile bu talebe yönelik olarak etiketsiz pantolon üretebiliyorlar. Bu bakımdan, anti-marka hareketin arkasında yatan felsefe, başarılı farklılaşma noktası ve birçok başka nedenden dolayı “no-name”in de markalar arasında bir “marka” olduğunu düşünüyorum.Peki, marketlerin özel marka (private label) ürünlerini nereye koymak gerekir? Öncelikle, her ne kadar bugünün araştırma sonuçları arasında görüşümü destekleyen yeterli veri elde edemesem de, özel markaların, bazı emtia (commodity) dışında geleceğini parlak görmediğimi söylemeliyim.
“No-name” bile markadır, ama “private label” üreticiyle perakendecinin ortaklaşa peydah ettiği bir “piç”tir. Cefasını üreticinin çektiği, sefasını perakendecinin sürdüğü...
OKUMA PARÇASI:
Perakendeci ve Grup Markaları | Serdar Öner



















3 YORUM:
Perakendecilerin kanal gücünü kullanımının çok iyi şekilde kanuni düzenlemeye tabi tutulması gerekiyor bence. Çoğu perakendecinin, "private label"ları ile haksız rekabet yaptığını düşünüyorum. Bu konuda benim de bir yazım olmuştu, sitemde " Perakendeci ve Grup Markaları" yazarak aratınca bulabilirsiniz.
http://serdaroner.blogspot.com/2006/01/perakendeci-ve-grup-markalar.html
Evet, yazıyı hatırladım. Hatta küçük bir yorumum da olmuştu. “Okuma Parçası” olarak veriyorum.
Sevgili Selim,
Her zaman oldu€u gibi yine çok önemli bir konuyu gündeme getirdin. Enine boyuna tart›fl›lmas› gerekti€ine inan›yorum. Anlay›fl›ma göre bu gelip gecici bir "trend"dir ve ömrü de çok k›sa olacakt›r.
Ben konunun derinlemesine girmeksizin, flu “private label” denilen sahtekarl›€›n ve riyakarl›€›n bende yaratt›€› alg›y›, duyguyu ve öfkeyi aktarmak istiyorum. Malum, öfke baldan tatl›d›r.
Evimin al›fl veriflini y›llard›r ben yap›yorum. Kolayl›k sa€lad›€› ve her fleyi bir arada bulundurdu€u için de süpermarket zincirlerini tercih ediyorum. Ancak, üzerinde o süpermarket zincirinin ad› yaz›l› (ki ben onlara marka diyemiyorum, olamazlar da...) ürünleri görünce, radyasyon yüklü çay, içine demir pas› kar›flt›r›lm›fl pul biler, su ya da süte benzer bir katk› maddesiyle ucuzlat›lm›fl süt, yo€urt ya da peynir, çamafl›rlar› y›kamak yerine y›k›yormufl gibi yapan ve deterjana benzeyen kiraç tozu görmüfl gibi dehflete kap›l›yorum ve derhal bafl›m› baflka tarafa çeviriyorum. Görmek bile istemiyorum.
“Private Label” sahtekarl›€›na niçin ihtiyaç duyulur? Sayg› de€er tüketiciyi koruyup kollamak, özveride bulunarak ona ayn› kalitedeki ürünü daha ucuza satabilmek, yüksek bir kurumsal ve toplumsal sorumluluk görevini yerine getirebilmek için mi? Hadi can›m sende...
Efendim, pazarlama, sat›fl, reklam, tan›t›m, promosyon vb giderlerden tasarruf sa€lad›€›m›z için daha ucuza mal edebiliyoruz ve tüketiciye de daha hesapl› fiyatla satabiliyoruz, denildi€ini duyar gibiyim. O halde daha dürüst davran›n ve market zincirinizde sat›lan ürünlerin pazarlama, sat›fl, reklam, tan›t›m, promosyon giderlerine katk›da bulunun, maliyetlerini düflürün, onlar da size ürünü daha düflük fiyattan versin, ayn› amaca ulafl›n...
Üretmenin, marka yaratman›n, markay› koruman›n, gelifltirmenin, büyütmenin ne menem zor bir u€rafl oldu€unu çok iyi biliyoruz. Kimi süpermarket zincirlerinin, sadece daha çok kazanabilmek amac›yla gücünün yetti€i markalar› nas›l hizaya sokmaya çal›flt›€›n›, onlara nas›l kök söktürdü€ünü, hangi astronomik boyutlarda girifl ve raf paralar› ald›€›n›, ödemelerinde ne kadar duyarl›(!) davrand›€›n›, kendisi için fason üretim yapmak istemeyen markalar› yok etmek için hangi ayak oyunlar›na baflvurdu€unu da çok iyi biliyoruz.
fiunu da çok iyi biliyoruz... Ticaretin dini iman› parad›r, baflka bir tanr›s› da yoktur. Kutsal bir görev yapan üreticiyi ise, hangi boyutta olursa olsun, sadece araç olarak görür.
K›sa bir süre önce çook çok ünlü ve büyük bir süpermarket zincirinin “private label”› için fason üretim yapan bir çay üreticisinin genel müdürü, o market zincirinin sat›n alma müdürüyle yapt›€› son görüflmeyi ve o sat›n alma müdürünün, “Kardeflim, bana ne senin çay›n›n kalitesinden, ben çay satm›yorum, kendi markam› sat›yorum, sen o kaliteyi kendi markana sakla. Bana ucuz mal laz›m ucuz...” diye kükredi€ini, o nedenle de söz konusu o büyük süpermarket zinciriyle tüm iliflkisini kesti€ini ayr›nt›lar›yla anlatm›flt›.
fiimdi gelin de “......” marka “private label” ürünü sat›n almak için elinizi rafa uzat›n.
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bağlantı Oluştur
<< Home