| Logoyu öldürelim (mi?)
Lindstrom’ın, merak ettiğim nörolojik “logo araştırması”nın ayrıntılarını da yazısından öğrenmiş oldum. Burada, Serdar Erener’in yazısını vesile ederek konuyla ilgili epeyce şey söyledim zaten, şurada da tartışıldı. Lindstrom’la aynı dergide yazdığımız için, tartışmayı artık The Brand Age’deki köşemden sürdürmem daha yakışık alır. Usulünce... Derginin Ağustos sayısındaki yazımın konusu belli oldu.
Bu arada, eğer marka, reklam, pazarlama mevzularıyla bir şekilde ilgisi olup da The Brand Age’i takip etmeyenlerin çok şey kaçırdıklarını hatırlatmış olayım.































2 YORUM:
Bence logo ları yok edemezler. Çünkü logo kullanıldıgı sayfanın konusuna göre hazırlanmıştır.logo tek başına o sayfayı anlatır.
Tamda bir logo çalışırken şöyle bir etrafıma bakmak istedim yazınız süratle gözüme çarptı. Ben düşüncelirimi nasıl görsellestiririm ...izleyenler (çalıştığım logoların) yada istanbulun yada binyılar öncesini kokusunu duyabilirlermi çalışmalarımda diye düşünürken logo'nun ölmesi fikri ölüm acısı gibi düştü içime... zamanımın çğunu bu anlamda çalışmalarla geçirdiğim için mesleki ve hayati bi tehlike içinde hissettim kendimi...
Her şeyi elma ile ilişkilendirerek eliştiriyoruz ya bende öyle yapmak istiyorum şimdi... yaşam üstünde formlar olmasa biz objeleri belirli formlara sokamasaydık ne acıki yeryüzü hiç bir şeye sahip olamazdı.Elmanın şekli bir logodur bence ve doğadaki ve yaşamda ki herşeyde öyle... logoyu hiçlemek yaşamı reddetmek gibi bence ... ne ile tanımlayacagız o zaman işlerimizi ...o zaman fontlarıda reddedim herşey düz ve süt liman böyle bi yaşam düşünemiyorum...vee
Sayın,Martin Lindstrom'a şiddetle Marguez 'in yÜzyılık yanlızlık kitabını tavsiye ediyorum... eşyanın işlevini ve adını unutan insanlar üzerlerine yazıyorlar her şeyi ve bir süre sonra okuyup yazmayıda unutuyorlar... okudugumda çok etkilenmiştim...algıyı oluşturan formları grafiken kovup yerine ne koymak istiyorlar acaba??
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bağlantı Oluştur
<< Home