

Yıllar boyu sağduyulu uzmanlar tarafından “aganigi” yaklaşımının yanlışlığı üzerinde durulmasına rağmen, ne yazık ki ilgililer, sanki kendi ellerinde doğru veriler yokmuş gibi, ekonomiyi magazinleştirirek “Aganigiyle fındık satışları %20 (hatta %30, %50) arttı.” diye işkembeden sallayan cıvıtık ekonomi muhabirlerinin uydurduğu haberlerin rüzgarıyla bu yanlışı sürdürüp durmuşlardı. Geç de olsa sağduyunun kazanması yine de sevindirici tabii...
Niye bu konuya bu kadar taktım? Çünkü fındık, herhangi bir şirketin herhangi bir ürünü değil, ulusal bir değer... Bu değerin iç ve dış pazarlarda markalaştırılması beklenirken, üç beş kişinin kararıyla süfli bir Viagra muamelesine tâbi tutularak son derece yanlış bir şekilde konumlandırılması ve kirletilmesine elbette feveran edecektim.
Şimdi “aganigi” uğruna boşa harcanan milyonlarca dolarlık kaynağı bir yana koyalım, bu kirin temizlenmesi ve doğru bir konumlandırma için malasef daha fazlası gerekecek.
Yine de Fındık Tanıtım Grubu’nu bu isabetli kararından ve yanlıştan dönme basiretini göstermesinden dolayı kutluyorum.
Bu yeni kampanyayla fındığın “yardımcı ürün” olarak konumlandırılmasını ise ayrıca tartışırız; şimdi “aganigi”den kurtulmak üzere olduğumuza sevinmekle yetinelim.

Ayrıca, yine hedefiniz Türk fındığını markalaştırmaksa, yani eğer markalaştırmaksa, bunun adına “kuruyemiş” dememelisiniz.
Türk fındığının geleceği için umutlanalım mı?