| “Maadem finduk zamaaaanidur, yaparik pişuuuyler daaa!”
Dün “Türk fındığı nasıl kurtulur?” başlıklı bir yazı yayımlamıştım, gelen yorumların çok üstünde olumlu tepki aldım. Taban fiyat, hükümet, Fiskobirlik gibi konulara girmediğim ve uzun vadeli bir stratejiden söz ettiğim halde, yazımda ortaya attığım görüşlerin, özellikle Karadenizli dostlar tarafından önemli bulunmasına sevindim. Bu işin bir yönü... Daha da önemlisi, ben burada Türk fındığının nasıl kurtulacağıyla ilgili ahkam keserken birileri çoktan işe el atmış bile... Bazı yemek blogları bir araya gelerek Finduk Zamanı adlı bir oluşum başlatmışlar. Bu yazının başlığını da bu grup içinde yer alan Zuhal Yalçın Hanımefendi’nin bloğundan aldım, affına sığınarak.
Farkında değildim, Marketing Post’tan Cengiz haber verdi de öğrendim. Bu bloglar, içinde fındık olan yemek tarifleri yapmaya başlamışlar, daha çok fındık tüketilmesi için... Gelirleri çocuklara gidecek olan girişimin “Finduklu Tarifler” isimli bloğunda bu tarifler bir araya getiriliyor. Ayrıca bu tariflerden bir de yemek kitabı hazırlıyorlarmış. Cengiz “Buna toplumsal destek diyorum ki, en muhteşemi de bu bana göre. İyi işlenebilirse, fındığın kurtulmasına büyük katkı sağlayabilir bu proje.” diyor. Ben de öyle düşünüyorum.
Fındık yalnızca Karadeniz’in ve Karadenizlilerin değil, tüm Türkiye’nin değeridir.

Bu arada, duyuyordum da, yemek blogları konusundaki zenginlik ve birikimin bu düzeyde olduğunun farkına ilk kez varıyorum. Kimi blog sahiplerinin fotoğrafları ise profesyonellere taş çıkartacak kalitede... Belki de profesyoneller. (İlk fotoğraf Açık Büfe, Nezaket Kalafat; ikinci fotoğraf Armeda, Arzu Altan’a ait.) Yemek blogları dünyası o kadar zengin ki mutlaka atladıklarım olmuştur, Finduk Zamanı projesine katılan tespit edebildiğim yemek blogları bunlar:

















20 YORUM:
Günaydın..
ben orduluyum ve fındığın hangi şartlarda yetiştiğini cok cok iyi bilirim. benim anlamadığım. devlet kafasına göre bir fiat vereceğine neden bir taban fiat olmuyor gecen sene ayrı bu sene ayrı. bu insanlar afedersiniz ama aptal değiller, tabiki de zorlarına gidecek. oradaki vatandaş geçimini sadece fındıktan sağlıyor varı yoğu fındık ee verdiğiniz para bu alın terini karsılamıyor ki.
valla karadenizliler hem deli hemde inatcıdır. gider balıkcıklık yaparlar fındık sektörünü çökertirler sonra oturup ağlarsınız.
bazı kurumlar armut piş ağzıma düş felsefesi içinde hareket ediyorlar sonrada cıkıp provakasyon var diolar pardon ne provakasyonu kac defa o bölgenin insanından bu ülkeye zarar gelecek bir hareket de bunulmuştur acaba bir düşünseler fena olmayacak??
sayın A.K.P yetkilileri inşallah inatlaşmayı bırakırlarda fındık az cıktımı cok para fındık cok cıktımı az para mantığından vazgecerler de kimsenin hakkı hukuku kimseye kalmaz.
Sevgili Cengiz kardeşim bizi takipte demek ki. Destekleriniz için teşekkürler...
Selim Bey,
Bu aksam kuruyemis dükkanında ne yesem diye gözlerim çikolataları süzerken, dün sizin yazdıklarınız aklıma geldi. Değişiklik olsun, dedim.
Belki başlangıç olarak bu konuları tartışmak, fındık için yapabileceğimiz en önemli çalışmadır.
Aklımızda tutmanın yolu budur; hatırlatılması gerekiyordur.
Unutmadan...
Yemek bloglarının yaptıkları takdiri hakediyor.
Merhaba Selim Bey;))
Affetmek ne demek bana ancak mutluluk,keyif ve onur verir atmış olduğunuz başlık;)Fındık oluşumu gün geçtikçe kuvvetleniyor ne güzel demek emekler boşa çıkmayacak bir de amaca hizmet ettikmi değmeyin keyfimize ben de izniniz olursa bloğumda sizin sayfanıza yer vermek isterim;))
SEVGİYLE KALIN...
Gösterdiğiniz nezakete teşekkür ederim Zuhal Hanım. Bu çabalar beni gerçekten heyecanlandırdı ve sevindirdi. Duyunca kayıtsız kalamazdım, daha fazla nasıl katkıda bulunabilirim, bilmiyorum. Bloğunuzda yer almaktan onur duyarım, ancak yemek konusundaki becerimin sahanda yumurtanın çok da ötesine geçemediğini bildirmek isterim:) İyilikler ve başarılar diliyorum.
Ali Bey kardeşim, ben fındığı çok severim. Herkesin sevmesini bekleyemeyiz, ama ben bir fındık kavurma tarifi yapayım, sevmeyen kalmaz. Bir kere fındığı kavrulmuş almayın. Her ne kadar OPP poşetlerde falan satılsa da, bu, tazeliğinin garantisi değil. Kabuklu fındık alın, hem de daha ekonomik olur. Evde, fındık kıracağı ile hafif çatlatacak şekilde kabuğunu kırın, kabuk fındıktan ayrılmasın. Fındık kıracağınız yoksa, sert ve dayanıklı bir zemin üzerinde taş, çekiç, keser gibi herhangi bir ağırlıkla da kırabilirsiniz. Tabii bu işlemi yaparken, yengeden azar işitmemek için fındıkların altına bir örtü yayın. Alt kattaki komşuya gürültü gitmemesi için de gerekli önlemleri alın. Sonra kabukları çatlatılmış fındıkları bir tepsiye yayarak kızgın fırına atın. Kabukların rengi koyulaşmaya başlayınca fırından çıkarın. Elinizi yakmayacak kadar soğumasını bekleyin. Isının etkisiyle çatlamış kabuklar biraz daha açılmış olacaktır. Tırnağınızla kabuğu açarak içini elinize alın. Baş ve işaret parmaklarınızın yardımıyla tül gibi yumuşamış olan zarını temizleyin. Çıtır çıtır, ama gerçekten çıtır çıtır yeyin. Aman ha! Bütün bu işlemleri bir örtünün üstünde yapmayı ihmal etmeyin:)
Keyfe kalmış, ama ben biraz fazla kavrulmuşunu severim fındığın. Bembeyaz olmayacak yani, biraz sararacak. Bir iki kavurmada ağzınıza layık oranı yakalarsınız zaten.
Evet, biraz zahmetli, ama bakın bakalım fındık neymiş? Sanıyorum bu yöntemde fındığın lezzetini artıran, kabuğunun içinde pişmesi... Fırın içinde fırıncık oluyor yani...
Böylece bir tarif de ben yapmış oldum. Sevgiler.
Selim Bey izniniz doğrultusunda bugünkü yemek tarifimin yanında sizin bloğunuzdan da alıntılar yaptım ve aklıma neden fındık projemize yukardaki tarifinizle katılmıyorsunuz sorusu geldi sizin de isminizi fındık projesinde görmekten keyif duyarız;)İçeriği bizlerden farklı olan bloğunuz da bizi de unutmamış olmanıza tekrar teşekkür ederim;)
SEVGİYLE KALIN...
Selim bey fındık projesine yaptığım ufacıcık katkının bile birileri tarafından farkedildiğini görmek beni çook mutlu etti.Siz de fındık kavurma tarifi ile katılsanıza...
Selim bey öncelikle bu güzel projenin başlatılması ve projenin farkedilmesi bizleri çok mutlu etti.Emeğimizin karşılığını görebilmek gerçekten çok güzel.Umarım sizin gibi ilgili insanların sayesinde daha değişik ve daha güzel projeler de gerçekleşir. Ben böylesine güzel bir projede bulunmaktan ve ufacık katkımdan dolayı inanın çok mutlu oldum.Ayrıca resimlerden dolayı iltifatlarınız için çok teşekkürler. Ev anımları bu tarz organizasyon ve projelerde kendilerini ispatlamaya hazırlar yeterki onlara bir şans tanınsın.Eğer sitelere bakmaya vakit bulabilirseniz bir çok yaratıcı arkadaşın güzel paylaşımlarını görebilirsiniz.Bu siteler sayesinde aramızda güzel bir ağ örüldü ve giderek atmosferin ısısı artıyor.Bilgi paylaştıkça güzeldir.Sevgiyle kalın
Selimciğim, ne iyi ettin de şu fındık konusunu sitene taşıdın. Aslında bir anlamda arı kovanına çomak sokmuş oldun. Umarım bu yazılar ve yapılan yorumlar fındık sorununun tüm taraflarına ulaşır da onlar da tartışmaya katılırlar.
Sorunlara çözüm bulabilmek için en önemli yol onları olabildiğince saydamlaştırmaktır. Bu da herkesin bilgisini ve fikrini tüm açıklığıyla çekinmeden ortaya koymasıyla mümkün. Ben FTG'den bir tepki bekliyorum, bakalım gelir mi?..
Ayrıca bu gelişmeden bir beklentim daha var. Yemek sitelerinin gösterdiği büyük ilgi ve fındık konusundaki duyarlılıkları onlara yeni bir görev daha yüklüyor bence. Ve ben bu görevi, yaşımdan da cesaret alarak açıkça öneriyorum. Sayın hanımefendiler beyefendiler, allahaşkına elinizden geleni yapın ve Türk fındığını, yıllardır sorumsuzca üzerine sıvanan şu "aganigi" kirinden ve kepazeliğinden kurtarın. Bu konuda elimizden gelen desteği vermeye hazırız.
Herkese teşekkür ediyorum. Ben bir şey yapmadım, bu çabalarınızdan dolayı asıl alkışlanacak olan sizlersiniz.
Benimki pek tarif kategorisine girer mi, bilmiyorum. Eğer işe yarayacak bir şeyse mutlu olurum. Herhalde fotoğraflayıp göndermek daha uygun olur. Sevgiler.
Şahin Bey,
Ben, yapısı gereği FTG’den stratejik bir yaklaşımı kurgulayıp sürdürmesini biraz hayal görüyorum. Bunu sen de tahmin edersin. Grup içinde iyi niyetli bireysel çabaların da işe yaramadığını/yaramayacağını düşünüyorum. Çünkü yapının temelinde bir tuhaflık var. Senin de işaret ettiğin gibi sivil oluşumların başarısı çok daha önemli.
Bu arada, çağrına ben de katılıyorum.
Sevgili Annoya, ben kendimi bildim bileli hayatı takipteyim zaten. Sizi unuttuğumu sanmayın, takipteyim ;)
Türk kadınlarının çok güçlü olduğunu ve bu yüzden de Türk erkeklerinin de çok güçlü olduğunu söyleyen, Ching-Ning Chu'ya bir kez daha hak veriyorum.
Yemek bloglarının toplumsal duyarlılıklarından dolayı ayrıca kutluyorum.
Selim abi, FTG'nin yapamadığını "Maadem finduk zamaaaanidur, yaparik pişuuuyler daaa!" diyenler yapacak.
Bir aşamayı daha geride bırakmış oluyoruz bu ülke halkı olarak. Bir şeyleri başkalarından beklemek yerine, bu sefer kendimiz yapıyoruz. "Yaparız bir şeyler" sözü, bir dönüm noktası da olabilir!
Ayrıca, yemek ve pazarlama blogları arasında da güzel bir köprünün kurulmasına vesile oldu, bu yazı. Eline sağlık Selim abi.
Selim Bey, gosterdiginiz ilgi icin ve konuya blogunuzda yer verdiginiz icin cok tesekkur ederim. Yazilan butun yorumlar, cabalar ve destekler projemizi guclendirecek. Cengiz Bey'in dedigi gibi baskalarindan bir seyler beklemek yerine kendimiz gayret gosterecegiz. Asil guzel olan da bu, duyarsiz kalmamak ve caba gostermek. Ayrica bu vesile ile sizinle ve diger pazarlama bloglari ile tanistigima da cok mutlu oldum. Hepinizi basarili bloglarinizdan oturu cok tebrik ederim. Bu arada findik tarifinizide en kisa zamanda denemek arzusundayim. Selamlar
Sevgili Selim Bey,
Ben de bir fırsatını bulduğum anda özgün bir tarifle kampanyaya katılacağım. Kendi çapımda!
Hem sizin konuya katkınızı, hem de yemek bloglarının bu konudaki duyarlılığını çok önemsediğimi de söyleyeyim bu arada.
Ben teşekkür ederim Nezaket Hanım. Eminim, pazarlama blogları da sizlerle tanıştıklarına sevindiler.
Sevgili Metin Bey kardeşim, başka konulardaki çapınızı bildiğimiz için özgün tarif konusundaki beklentimizin bir hayli yüksek olduğunu söylemeden geçmeyeyim:)
Bu arada, iki bloğu çeviren velud bir yazar olarak, bir üçüncü bloğu (mesleki deformasyon:) çevirmekte hiç de sıkıntı çekmeyeceğinizi düşünüyorum. Sizi biraz da bu taraflara alalım, ne dersiniz?
Sevgili Selim Bey,
İltifat etmişsiniz, teşekkür ederim ama yapmayınız; yarı-anonim Mehmet Ali Bey ikimizi de fırçalayabilir gene!
Üçüncü bloga gelince... Yok yok, haddimi bileyim ben, hiç o tür konulara girmeyeyim! Başta "Diyalog" olmak üzere yoğun emek ürünü birçok değerli blog varken, inanın benimkisi gereksiz -öyle demesek bile yetersiz- bir çaba olur. Hem altından da kalkabilecek durumda değilim şu sıralar. Okurunuz olmak bana zaten çok şey kazandırıyor, bu bencillikle yetineyim!
Mehmet Ali Bey’in şerrinden kendini kurtarıp beni ateşe atıyormuşsun gibi bir hisse kapıldım, ama... :)
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bağlantı Oluştur
<< Home