| Hangi anahtar hangi kilidi açıyorsa...

Cevap: “(...) Bir çocuk değişik diller öğrenir. Diyelim ki evde İspanyolca, sokakta İngilizce. Ancak sorun gerçekten çok daha genel; çünkü her insan değişik diller konuşur. Bazen farklı lehçeler veya farklı tarzlar diye adlandırırız bunları; ancak gerçekte değişik dillerdir ve siz bir biçimde onları nerede kullanacağımızı biliyoruz. Birini bir yerde, ötekisini bir başka yerde. Her bir değişik dil için, ayrı bir anahtar düzeneği var. İspanyolca/İngilizce durumunda bu oldukça dramatik bir düzenek farkıdır. (...) Bir çocuğun hiç dikkat sarf etmeden değişik dilleri çok iyi öğrenebileceği bilinen bir olgudur. Bu da bir beynin aynı zamanda birden fazla anahtar düzeneğine sahip olduğu anlamına gelir. Bu ancak, çocuğun dili belli bir durumla ilişkilendirdiği zaman olanaklı gibi görünüyor. Yani çocuk arkadaşlarıyla konuşmanın yolunun bu olduğunu, anneannesiyle konuşmanın yolunun şu olduğunu biliyor. (...) Küçük çocukların, değişik diller konuştuklarının ayırdında olmadıklarını da belirtmeliyim, en azından öyle görünmüyorlar. Massachusetts Institute of Technology’de, Doğu Avrupa’da büyümüş, beş dil konuşan yakın bir arkadaşım ve meslektaşım var. Kendisi değişik diller konuştuğunun aniden açığa çıkışını çok net anımsıyor. Bundan önce bu konunun hiç ayırdında değilmiş arkadaşım.”
Bunun üzerine şöyle bir yorum yapabiliriz: Her dilin kendi içinde de farklı katmanlar için farklı anahtar düzenekleri olmalı. İletişim, farklı katmanlardaki anahtar düzeneklerini kullanabilme becerisi göstermekle mümkün.
Birini bir yerde, ötekisini bir başka yerde. Hangi anahtar hangi kilidi açıyorsa...































1 YORUM:
Okuma Notlarımda şöyle bir şeyler var hocam :
"Dil büyük bir çemberdir.Bizler bu çemberin içindeyiz.Her şey bu çemberin içinde.En yüce düşünceler,en kutsal dinler,tanrılarimiz,felsefelerimiz her şey bu çemberin içinde.Bu çemberin dişinda oldugu sandıgımız şeyler de bu çemberin içinde aslinda.Düşünebileceğimiz her şey bu çemberin içinde.İleri de yaratacagımız şeyler de bu çemberin içinde olmaya mahkum.
Yazarlarda bu çemberin içinde.
Ama onlar ne yapıyorlar biliyor musunuz? Çemberi genişletiyorlar içeriden yani dilin içinden. Çözmeye çaliştikları bir şey yok. Çemberin,yani dilin dış cephesinden sivilceler çıkmasına neden oluyorlar sadece.
Düşünce şu :
- Çember büyüyecek o kadar büyüyecek ki dişarıda kalan o muğlak boşlugu da içine sokacak. Yaratabilecegimiz anlamları yaratacagiz."
Ancak söz yetmezse sözün bittiği yerde müzik de evrensel bir dil, hatta susmak bile bir lisan yerine göre. "Susmak, dayanılması çok güç bir cevaptır" der örneğin CHESTERTON
Sonsuz susmak ise sadece ölülere mahsus diye düşünüyorum şahsen ben.
Selamlar.
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bağlantı Oluştur
<< Home