| Görgü 2.0; notu sıfır olmasın!

Sosyal alemin her türlü nimetinden yararlanıyoruz. Arkadaşlarımızı buluyoruz, yazıyoruz, anında tepkiler alıyoruz, beğeniyoruz, beğeniliyoruz, paylaşıyoruz, aktarıyoruz. Hızlı bir tarfik sürüp gidiyor gün boyu. Akşam saatlerinde 23.00-24.00 arası en yoğun saatler olarak yerleşti gitti. Tüm bu heyecanlı trafiğin ötesinde günlük yaşamın stresi, ezikliği, yılgınlığı da taşınıyor sosyal aleme.
Blog yazıları, kişisel yorumlar, forumlara eklenen tartışma konuları içerisinde gün geçmiyor ki bir hakarete, kırıcı söze rastlanmasın. Özellikle entellektüel düzeyi yüksek, işinin ehli yazarlar tarafından yazılan blog yazılarının, friend feedde paylaşılan mesajların altına gelen yorumlardaki aşağılamalar, küçümsemeler, karşılıklı kaba atışmaların dozu inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda. Web 3.0 gelmeden, lokasyon paylaşımı ve sataşmaları başlamadan Web 2.0’ın sosyal yaşamını nasıl çekilir hale getireceğimizi düşünmenin zamanı geldi de geçti bile.
Etiket kelimesi Türkçe’de fiyatlandırmanın veya ürün özelliklerinin tüketiciye gösterilmesi için kullanılıyor. Ancak Fransızca’da ve diğer dillerde etiquette kelimesi sosyal yaşamdaki görgü kurallarını anlatıyor ve ticket- yani bilet kelimesinden geliyor. Bir sosyal ortama biletiniz ya da davetiyeniz varsa ancak o zaman giriş yapabilirsiniz. Bunun için de resmi kuralları bilmeniz ve diğer gereklilikleri yerine getirmeniz gerekiyor. Netiket (netiquette) kelimesi ise internet üzerindeki görgü kurallarını anlatıyor. Sosyal medyanın içindeki trafiğe ilişkin de belirli düzenlemeler sürekli tartışılıyor. Görgü kurallarının içinde ağızdan ağıza pazarlamanın da ayrı bir etiketi ve etiği var onun da sınırları ayrı bir tartışma konusu aslında.
Genel olarak etiketin altın kuralı, “size nasıl davranılmasını istiyorsanız siz de öyle davranın”dır. Etiketin olduğu yerde etik kurallar da daha iyi uygulandığı için daha “görgülü” davranmaya çalışmakta yarar var.
İnternetteki görgü kullarının en belirgin olanlarını çuvaldızı kendimize batırarak sıralarsak:
Blog için: (http://bloggingwithoutablog.com/)
1.
Bir blog yazısını ve diğer yorumları tam okumadan yorum yapmayın
2.
Hiç bir blog yazısında yazarı ve yazılanları aşağılamayın
3.
Birisi sizin bloğunuzu ziyaret ettiyse ve yorum yazdıysa en kısa zamanda siz de onunkini ziyaret edin.
4.
Birisi sizin bloğunuza olumsuz bir yorum yazdıysa onu silmekte tereddüt etmeyin
Facebook için: (http://www.pcworld.com/businesscenter/)
1.
Sizi siz gibi gösteren bir profil resmi mutlaka olsun. Olduğunuzdan farklı gözükerek insanları hayal kırıklığına uğratmayın.
2.
Profil bilgilerinizde kendinizi çok abartmayın, yalan yanlış yazmayın, istediğiniz kadar bilgiyi koyabilme, istediklerinize gösterebilme özelliği bulunuyor. Özel yaşamınızı mümkün olduğunca gizleyin (evli olduğunuzu yazın ve çocukların isimlerini vermeyin, doğum gününüzü verin ama yılını yazmayın)
3.
Çoklu mesaj gönderimlerine cevap verirken sadece mesajı gönderen kişiye cevap verin. Çoklu cevap verdiğinizde “spam” yapmış durumuna düşersiniz.
4.
Duvar yazılarınızla haberleşerek program yapmayın, tüm arkadaşlarınızı davet etmiş oluyorsunuz. (Saat 7’de içmeye gidelim diye yazmayın.)
5.
Çok az arkadaşınızın anlayabileceği şakalar yapmayın, duvar yazınıza mesajlar atmayın.
6.
Facebook’un kendi gerçek yaşamımızın bir uzantısı olduğunu unutmayın ve her zaman kibar ve saygılı bir tonda yazışın.
Ekleme yaparsak;
- Bir kimsenin haberi olmadan onun resmini etiketlemeyin.
- Profil sayfasına gereksiz link atmayın.
- Sohbet ederken mutlaka zamanı olup olmadığını sorun ve kimseyi gerekmedikçe sohbet için rahatsız etmeyin.
- Gerçek yaşamda iyi tanımadığınız birisini sadece ortak arkadaşlarınız olduğu için “arkadaş” olarak eklemeyin, eklerseniz de saygılı bir şekilde nedenini yazın.
- Karşı cinsten tanımadığınız insanları rahatsız etmekten kaçının.
Friendfeed için: (http://www.davidrisley.com/)
- Aynı mesajı birden fazla yayınlamayın.
- İnsanlardan friendfeedde sizi izlemeleri için yalvarmayın. (Bloğunuza ff butonu koyarak bunu halledebilirsiniz.)
- Gereksiz yorumlarla ff’de gürültü yaratmayın.
Twitter için: (http://www.themorningnews.org/)
- Çok kişiyi izliyorsanız ve çok az izleyiciniz varsa siz bir spamcısınız, kimse sizi istemeyecek.
- Çok sık twit yazarsanız insanlar sizden bıkar.
- Küçük ve özel diyalogları gizli tutun, başkaları okumasın.
- Herkes özel günlerinizi ve kutlamalarınıza davetli olmadığı için bunları gizli tutun.
- Size doğrudan gelen mesajları cevaplamak zorunda değilsiniz, ancak bunun da bir bedeli olabilir- siz yine cevaplandırmaya çalışın.
- Bir soru sorduysanız mutlaka cevaplandırın.
- Twitter’da kaba olan gerçek yaşamda da kabadır.
Forumlar için: (http://www.wisegeek.com/)
- Güvenlik için kendi kimliğinizle forumlara yazmayın
- Forumlarda asla BÜYÜK HARF kullanmayın
- Görüşleri beğenmeyebilirsiniz ama görüş sahibini asla “Aptallıkla” veya daha kırıcı bir sözle rencide etmeyin.
- Aynı görüşü tekrar tekrar yazmayın. Forumun kapasitesini harcamış oluyorsunuz
- Forum ortamının huzurunu kaçıracak şekilde yazılar yazmayın, bu internet şiddetidir.
- Forum ortamı çok çatışmalı hale geldiğinde moderatöre yazışmaları kopyalayıp gönderin.
E-postalarla ilgili görgü kuralları uzun zamandır yazılıp çiziliyor ama tekrarlamakta yarar var.
E-postalar için: (http://www.emailreplies.com/)
- Sadece yazacağınız konuya odaklanın
- Her zaman yazılı iletişim kurduğunuzu unutmadan, tüm noktalama işaretlerini ve imla kurallarını kullanın.
- Size sorulan soruları mutlaka cevaplandırın
- Gelen e-postaları mümkün olduğunca en kısa zamanda cevaplandırın, cevaplayamıyorsanız ofis dışındayım yazan otomatik mesaj gönderin ya da yazamama nedeninizi söyleyin.
- Gereksiz dosyaları eklemeyin. İlla ki bir dosya gönderecekseniz önceden izin alın- karşı tarafın kapasitesini kullandığınızı unutmayın.
- Uzun cümlelerden, acil ifadesinden, BCC yapmadan toplu mesaj gönderimi yapmaktan her zaman kaçının.
* Yazan: Yard. Doç. Dr. Ferah Onat,
Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Başkanı































5 YORUM:
Üstadım; Sabahın erken saatlerinde ruhuma ne kadar iyi geldi bu yazı, Ferah Hocamızın elleri dert görmesin, size de paylaştığınız için çok teşekkürler.
Sevgi ve ışıkla kalın...
Sizde bu yazıyı paylaştığınız için çok teşekkürler.Büyük bir keyifle okudum.
internetten bu kadar korkmayın!
Ferah Hocamızı tebrik ederim, çok önemli bir yazı yazmış. Bu tavsiyelerde belirtilen kuralların bir kısmını aslında ben de seziyordum, ama sezdiğim kısmın dahi bu şekilde, bilen birilerince ifade edilmesi zihnimde daha bir kararlılık oluşmasını sağladı.
Ben henüz FF'de iken, ilgili FF başlığı altında, Ferah Hocaya gençlerin kibirli tavırlarını şikayet eden ve hoca olarak şanslısınız, size saygısızlık etmeye çok cüret edemezler diyen bir mesaj bırakmıştım. Umarım ona çok canı sıkılmamıştır. Can sıkacak bir şey yok aslında. Kendimi iyi ifade edememiştim.
Şöyle ki üniversite hocalarına, zaten herkesin hak ettiği nazik şekilde davranılıyor. Hatta korkarım ki özel üniversiteler artıp gençlerin kibirlenişi de devam ederse, yani sosyal psikologların ifadesiyle "Ben Nesli (Generation Me)" fenomeni daha da ilerlerse, ileride üniversite hocaları bile huzur göremeyecekler. Akademisyen olmak için didinmekten vazgeçsem mi diye düşündürüyor bu durum beni. Ama "işler daha kötü olmaz muhtemelen" diyerek ümitleniyorum.
Ben hocalara iyi davranmaya "dalkavukluk" demiştim, ama yanlış lâfız kullandığımın farkına vardım. Özünde dalkavukluk değil bu.
Benim dalkavukluk derken kast ettiğim şey, çoğu üniversiteli gencin, üzerlerinde otorite sahibi olmayan insanlara da göstermeleri gereken nezaketi sadece üniversite hocalarına göstermeleri şeklindeki gözlemim idi. "Belki de bu, okula devam ettikçe birbirlerini küstahlar ordusu gibi hareket etmeye alıştıran bizim Boğaziçili havalı gençliğe mahsustur" diyecektim, ama dün gece babam demez mi: "Çiftçi gençler bile artık öyle davranıyorlar. Bizler 'benim tarla' gibi tabirler kullanıp fiyaka basmayı ayıp sayardık, bunların bütün lâfları öyle. Adeta kendilerini 60 yaşında adamlardan büyük sayıyorlar, sıklıkla tepeden bir edayla konuşuyorlar."
Selim Bey Hocam, benim buradaki yorumum size teknik sebeplerle gelmedi mi, yoksa onaylamadınız mı? Bende bir hata olmadığını düşünüyorum. Ufak bir değişiklikle tekrar buraya alıyorum onu, Allah'tan Opera'nın "Notes"una kaydetmişim.
Bu tavsiyelerde belirtilen kuralların bir kısmını aslında ben de seziyordum, ama sezdiğim kısmın dahi bu şekilde, bilen birilerince ifade edilmesi zihnimde daha bir kararlılık oluşmasını sağladı.
Ben henüz FF'de iken, ilgili FF başlığı altında, Ferah Hocaya gençlerin kibirli tavırlarını şikayet eden ve hoca olarak şanslısınız, size saygısızlık etmeye çok cüret edemezler diyen bir mesaj bırakmıştım. Umarım ona çok canı sıkılmamıştır. Can sıkacak bir şey yok aslında. Kendimi iyi ifade edememiştim.
Şöyle ki üniversite hocalarına, zaten herkesin hak ettiği nazik şekilde davranılıyor. Hatta korkarım ki özel üniversiteler artıp gençlerin kibirlenişi de devam ederse, yani sosyal psikologların ifadesiyle "Ben Nesli (Generation Me)" fenomeni daha da ilerlerse, ileride üniversite hocaları bile huzur göremeyecekler. Akademisyen olmak için didinmekten vazgeçsem mi diye düşündürüyor bu durum beni. Ama "işler daha kötü olmaz muhtemelen" diyerek ümitleniyorum.
Ben hocalara iyi davranmaya "dalkavukluk" demiştim, ama yanlış lâfız kullandığımın farkına vardım. Özünde dalkavukluk değil bu.
Benim dalkavukluk derken kast ettiğim şey, çoğu üniversiteli gencin, üzerlerinde otorite sahibi olmayan insanlara da göstermeleri gereken nezaketi sadece üniversite hocalarına göstermeleri şeklindeki gözlemim idi. "Belki de bu, okula devam ettikçe birbirlerini küstahlar ordusu gibi hareket etmeye alıştıran bizim Boğaziçili havalı gençliğe mahsustur" diyecektim, ama dün gece babam demez mi: "Çiftçi gençler bile artık öyle davranıyorlar. Bizler 'benim tarla' gibi tabirler kullanıp fiyaka basmayı ayıp sayardık, bunların bütün lâfları öyle. Adeta kendilerini 60 yaşında adamlardan büyük sayıyorlar, sıklıkla tepeden bir edayla konuşuyorlar."
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bağlantı Oluştur
<< Home