| “Gül”e “bitki” demek ne büyük fakirliktir!

“Canlı” sözcüğü, kavram olarak “insan”, “hayvan” ve “bitki”yi içerir. “Bitki” sözcüğü ise, “sebze” ve “meyve”yi... “Meyve” de “elma”, “incir”, “armut”, “erik” gibi meyveleri... Bu dizilimde anlamı en zengin sözcük “canlı”, en fakir sözcük ise mesela “armut” veya “erik”tir. Daha daha fakir sözcüklere de inebiliriz, ama burada kalalım.
Birkaç yüz sözcükten ibaret olan bir yerli dilinin her sözcüğü anlam bakımından çok zengindir. Ama dilin kendisi fakirdir. Mesela sarı, kırmızı, turuncu, yavruağzı, kavuniçi gibi renkleri de; mavi, yeşil, turkuvaz, camgöbeği gibi renkleri de sadece birer sözcükle ifade eden yerli dili, bir sözcüğün içine çok renk sokuşturabilir. Böylece sözcüğün anlamı zenginleşirerek daha geniş bir gerçekliği yansıtmış olur. Oysa zengin bir dil, hem geniş gerçeklikleri yansıtan sözcüklere hem de dar gerçeklikleri yansıtan çok sayıda sözcüğe sahiptir.
Anlamı fakir ve dar sözcükler, ifade yeteneği bakımından, anlamı zengin ve geniş sözcüklerden kavramsal olarak daha güçlüdürler.
“Gül”e “bitki” demek ne büyük fakirliktir! “Serçe”ye “hayvan”, “su”ya “varlık” demek de...































6 YORUM:
Sevgili (ve rahmetli) hocam Muhan Soysal, "müzakere psikolojisi" dersinin finalinde "kendini aramak" (search for the self) diye bir makale vermişti.
"Okuyun, aklınıza geleni yazın..." diyerek...
“Gül”e “bitki”; “serçe”ye “kuş” demenin yaratıcılığı öldürdüğünü yazıyordu. Daha bu sabah okumuşum gibi aklımda...
Dili de düşünceyi de zenginleştiren, ufak farkları vurgulayan kelimeler aslında...
Ve dediğin gibi "Anlamı fakir ve dar sözcükler, ifade yeteneği bakımından, anlamı zengin ve geniş sözcüklerden kavramsal olarak daha güçlüdürler"
Hoca'nın ruhu şad olsun.
Teşekkürler.
Selim Bey, Medicat dergisi, Ocak 2010 tarihli 180. sayısında "Tasarımı işitmek" başlığıyla bir ek verdi. Bu ekte -bana göre- görmek, görsel, bakmak, duymak, işitmek, metin, yazı, ses, görüntü, kelime, algı, imaj... gibi kavramların kimisi karıştırıldı, kimisi karşılaştırıldı, kimisi kırıştırılırken kimisi de dümdüz edilerek ütülendi... Zemini olmayan, aksı/ekseni kaymış, kavram bilgisinden ve derinlikten uzak bu ekin ne söylemeye çalıştığı da tam olarak anlaşılamadı.
Konuyla ilgili eleştirinizi hassaten merak ediyorum...
Sevgiler, selamlar.
Metehan Sandıkçı
Bu ekin ne söylemeye çalıştığını ben de anlayamadım. Üzerinde yazmayı düşünmüştüm, fakat mecalim yetmedi. Belki bir ara değinirim.
Mete Sandıkçı, Media Cat Tasarım ekiyle ilgili görüşlerime şuradan ulaşabilirsin.
Sokaktaki en Sarı Çizmeli Mehmet Ağa'sından tepedeki en liderlerine, evdeki en minik yavrusundan en entellektüel "hoca"larına kadar eğer herkes bu kadar kendi lisânına ihanet, küresel dillere hizmet etmeseydi bugün bu kadar hasara rağmen hâlâ zenginliğini herkese inat koruyabilen lisânımızın çok daha zengince kullanılması bir endişe konusu oluşturmazdı. Bugün serçeye kuş diyip geçen insanlar, serçenin kendine özgü betimlerini ve ruhunu anlamsız sayanlar gündelik konuşmalarında ise en basit keliemelerin ta kendilerini unutuyor, yerine yabancı lisândan aynen alınıp kro bir Türkçe'leştirmeyle cümlelerinde kullanıyorlar.
Kullanandan kullandırana, bunda hepimizin suçu var.
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bağlantı Oluştur
<< Home