| Her ilişki, her şeyden önce razı olmak demektir

Mantık evliliği denilen şey, belki de dünyanın en mantıksız işidir. Eğer, eşler elllerinde teraziyle birbirlerini tartsalar ve ağırlıklarının darasını çıkartıp kalan net üzeriden hesap yaparak birbirlerinin dengi olduklarına karar verselerdi, her şey ne kadar kolay olurdu. İlişki; mantıklı mantıksız, rasyonel irrasyonel tüm bileşenlerin bir toplamıdır tabii... Ama asıl bağın bu kompleks bileşenler arasında nerede gizlendiğini keşfetmek hiç de kolay değildir.
Her ilişki her şeyden önce karşılıklı olarak razı olmak demektir. Karı kocaya, koca karıya... İşveren çalışana, çalışan patrona... Yazar okura, okur yazara... Dost dosta, arkadaş arkadaşa... Birey topluma, toplum bireye...
Evet, razı olmak ama, neyin karşılığında? Bilemem.
Markalarla tüketiciler arasındaki ilişkide de aynı durum söz konusudur. Eğer hesaplarınızı tümüyle mantıklı ve rasyonel temeller üzerine kurarsanız ilişkiyi kurgulayamazsanız. Eğer öyle olsaydı, en iyi markalar en iyi hesap kitap uzmanlarının elinden çıkardı. Mükemmel ürünler, asla mükemmel markaların güvencesi değildir.
Müşteri markaya, marka da müşteriye razı olmak durumundadır. Razı olur da! Ama neyin karşılığında? İşte, cevabını bulmadan markalaşma yolunda bir adım bile atamayacağınız kritik soru bu... Hatta kazık!
Şimdi, bu kazık sorunun cevabını akıl ve mantık dairesi içinde ararsanız bulamama ihtimali çok yüksektir. Ama bu, ararken akıllı ve mantıklı olmamanız gerektiği anlamına gelmez. Tam tersine, akıl ve mantıkla bulabilirsiniz.
Siz de buna razı olun artık!































5 YORUM:
Marka için müşterim tarafından her an terkedilebilirim riskinin, müşteri içinse marka tarafından suistimal mi ediliyorum kaygısının verdiği stres?
Üretici veya tüketici olmak, her ikisi de stres kaynağı.
Sevgili Tuncer,
Bir süredir yazılarınızda insani kuramlardan reklâm sektörüne / markalara yaşamsal geçişler yaptığınızı gözlemliyorum. Neredeyse reklâm sektörüne felsefi bir bakış açısı getirmeye başladınız…
Artık annenize “reklâmcı” olduğunuzu söyleyebilir miyiz?
Sevgili Varilci, ben reklamcı olduğumu annemden hiç gizlemedim ki! :)))
Biliyordu demek! :)))
Ben evliliğimde de, satınalma ilişkilerimde de hep yaşayan ilişkilerden yanayım. Şimdi ben eşimle evlendiğimde de o çok tatlı yerdi, zaten çok tatlı yerdi varsın kolesterolü yükselsin ne yapayım mı diyeceğim? Hayır. Konuşacağız ve onu benimle birlikte daha uzun yıllar sağlıklı yaşamaya tercih edecek. Gibi. Markalarla da aynı böyle.
Ben sattığımda böyleydi, siz böyle kabul ederseniz diye yaklaşılırsa olmaz. Marka müşterisi ile konuşmak, onun beklentilerine göre elinden geldiğince adapte olmak zorunda. Eskiden zor olan markanın müşteri ile konuşmasıydı, artık değil çünkü web 2.0 var. Türkiye'de de yavaş yavaş kıpırdanma başladı. Bu konuda blogumda (bebek bakımı ile ilgili ama bu dizi biri istisna) bir yazı yazmıştım. Belki göz atmak istersiniz.
http://www.kitubi.com/2009/06/25/AnnelerBabalarBloglarVeMarkalarHaydiGelinBirlikOlal%c4%b1m.aspx
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bağlantı Oluştur
<< Home