| Ne yavan ne yabancı!
Bildiğiniz gibi, genellikle burada, eğer bir “vaka” özelliği taşımıyorsa, yani bir “vaka”nın parçası değilse veya paylaştığım bir görüşe destek vermiyorsa reklam çalışmalarından örnekler segilemiyorum. Çünkü bunun sonu yok!
Demek ki, bu noktada analiz edilmesi gereken bir “vaka”yla karşı karşıyayız.
SELVA’NIN AÇIKLAMASI:
Ülkemizde makarna tüketimi kişi başına yılda sadece 6 kg iken, İtalya’da bu miktar 28, Avrupa Birliği ortalamasında 10 kg. ABD’de ise yine 10 kg civarında. Selva Gıda, makarnanın ülkemizde ana yemek olarak algılanması ve tüketiminin artırılması konusunda uzun süredir araştırmalar ve çalışmalar yapıyor. Bu araştırmalarda, hamur işi seven bir millet olmamıza rağmen ülkemizde makarna tüketiminin neden bu kadar az olduğunun cevaplarını da arıyor.
Burada karşımıza çıkan en önemli sorun, ülkemizde sos kültürünün olmaması, makarnanın genellikle sade olarak tüketilmesi ya da birkaç çeşit sos ve garnitür (salça, peynir, yoğurt, ketçap, kıyma vb.) ile çeşitlendirilebilmesi. Oysa makarna, ne kadar farklı şekillerde tüketilebilirse o kadar keyif veren ve tüketimi artan bir yemek olabilir.
Biz tencere yemeklerini seven ve sosunu yemeğin içinde pişiren bir yemek kültürünün çocuklarıyız. Bu yüzden, ayrıca bir sos yapma alışkanlığımız yok. Ancak, çoğu yemeğimiz aynı zamanda muhteşem birer makarna sosu! Öte yandan biz, oldukça zor değiştirebileceğimiz bir damak tadına sahibiz. Yabancı ve yavan tatları sevmiyoruz.
Selva, bu gerçekten hareket ederek, Türk Mutfağının eşsiz yemekleri ile makarnanın birleştirilmesini öneriyor. Makarnayı tas kebabıyla, menemenle, musakkayla, misket köfteyle birlikte yiyebileceğimizi söylüyor. Bununla da yetinmeyip, Türk Mutfak Vakfı’nın önerileriyle oluşturduğu tarifleri Selva paketlerinin üzerine yazıyor.
Selva, makarnayı Anadolu Amber Durum Buğdayı İrmiği ve saf sudan üretiyor. Hamurlaşmayan, lapalaşmayan makarnanın ve kehribar sarısı altın gibi rengin sırrı işte bu birleşim!
Ayrıca Selva, sade makarnayı dünyada ilk kez, pişirme önerisine göre sınıflandırıyor. Çorba yapımına uygun şehriyelere Çorba Sefası, salata yapımına uygun makarnalara Salata Keyfi, öğle ve akşam öğünlerinde ana yemek yapımına uygun çeşitlere ise Ziyafet Sofrası diyor. Her seriye ise paketlerde ayrı bir göbek rengi veriyor.































7 YORUM:
Selva’nın getirdiği asıl yaratıcı fikir, mevcut geleneksel yemekleri makarna sosu olarak konumlandırması değil, yepyeni “makarnalı ana yemek tarifleri” önermesi olmuş bence...
Çünkü Türkiye’de makarna tüketimini artırmanın yolu, Türk mutfağına sos kültürünü kazandırmaya çalışmaktan değil, bilakis zihinlerimizdeki makarna-sos bağlantısını koparmaktan ve sos kavramını belki de tamamen unutturmaktan geçiyor galiba: Yani makarnayı pişirelecek ana yemeğin ana malzemelerinden birisi olarak konumlandırmak daha doğru bir yaklaşım gibi görünüyor...
Türk mutfağında sos kültürü yoktur, çünkü genel olarak yemek pişirirken sebzeler ve etlerin önce sularını bırakması sonra da yavaş yavaş bu suyu çekmesiyle oluşan “lezzetlerin pişerken kaynaşması” yöntemi tercih edilir. Başka bir deyişle, Avrupa ve Çin mutfaklarında pişmiş yemeğin üstüne dökülen ilave lezzetlerin önemi varken, Türk mutfağında sos yemeğin içine katılarak (salça, baharat vs) yemekle birlikte pişirilir...
Kim ne yaparsa yapsın, Türk mutfağına sos kültürünü kazandıramaz, ayrıca makarna tüketimini artırmak için biricik yol da bu değil zaten... Yepyeni “makarnalı ana yemek tarifleri” yeterince yaratıcı bir konumlandırma yöntemi... :)
Yalnız küçük bir ayrıntı var: Makarnayı ikincil yemek olmaktan çıkarıp ana yemek statüsüne yükseltmek istiyorsak, en azından Türk halkının mevcut algısı değişinceye kadar, makarnanın iletişiminde “pratiklik” mesajından taviz vermeliymişiz gibi geliyor... Ana yemek, biraz özen gösterilen, biraz uğraşılan bir yemektir. Pişirdiğin herhangi bir geleneksel yemeği önceden haşlanmış makarnanın üzerine boca ederek işi bitirmek, olumsuz bir algı yaratıyor bende: Öğrenci evlerinde ya da yokluk anında, azıcık malzemeyle uzun süre yetecek bol miktarda yemek elde etmek fikrini çağrıştırıyor...
Melih Bey, bu yorumunuzu Bigumigu’daki tuhaf yorumlar arasındaki birkaç ciddi eleştiriden biri olarak dikkatle okumuştum.
İkinci paragrafınızdaki görüşe katılıyorum. Nitekim dikkat ettiyseniz kampanyanın hiçbir enstrümanında sos sözcüğünün kullanılmamasına özellikle dikkat edilmiştir. Ancak demo görüntülerinde yemeklerin sos gibi kullanıldığı doğrudur. Zaten fazlaca manifestosu olan bir kampanya oldu, bir de daha radikal bir öneriyle üzerine yeni yükler bindiremezdik. Çünkü bizdeki “yavan” soslar da sos gibi kullanılıyor halihazırda...
Türk mutfağıyla ilgili tespitinize de katılmamak mümkün değil. Bizi Türk yemekleriyle makarnayı buluşturma önerisine yönelten faktör de bu oldu zaten.
Ayrıca, araştırmalarımızda ortaya çıkan bir gerçek de, oranı bizi tatmin edecek kadar yüksek olmasa bile, makarnanın belirli bir kitle tarafından “öneri”ye uygun tüketiliyor olmasıdır.
“Pratiklik” mesajında da bir yanlış anlaşılma var; “çok kolay” tabiri, “bildiğiniz, her gün yaptığınız” yemeklerle yerine getirilebilecek bir öneri anlamındadır. Ama doğru anlaşılmıyorsa, kusur bizdedir elbette.
Konunun çok detayı var, ancak kampanya sonuçlanmadan uzun uzadıya konuşmaktan biraz kaçınıyorum.
Selamlar...
Aman da ne zekice!ne yavan ne yabancı..!Çok düşündünüz mü acaba bu sloganı.Bir de körler sağırlar birbirini ağırlar, sizin gibi yalandan bloggerlar..
Virüs, canlı hücreleri enfekte edebilen mikroskopik taneciktir. Sözcük Latince virus (zehir) sözcüğünden türemiştir; sıfat hali ‘viral’dir. Virüslerin incelendiği bilim dalına viroloji denir; bu dalın bilim insanları da virologlardır. Virüslerin canlı olup olmadığı uzun süre tartışılmıştır. Yaşamın tanımının genel kabul görmüş olan tüm kıstaslarını karşılamadığı için çoğu virolog onları cansız sayar. Virüsler gerçek organizma sayılmazlar. Diğer farklılıkların yanısıra, virüslerin hücre zarı ve kendi metabolizmaları yoktur. Canlı sayılan bazı organizmalar da virüsler gibi hem canlı hem cansızların özelliklerine sahip olduklarından bu konuda kesin bir yanıt bulmak zordur. [http://tr.wikipedia.org/wiki/Virüs]
今最もアツイバイトは人妻とのセフレ契約です。当サイトではお金を払ってでもセフレがほしい人妻が集まり、男性会員様との逆援生活を待っています。当サイトで欲求不満の女性との出会いをしてみませんか
素人ホストでは、男性のテクニック次第で女性会員様から高額な謝礼がもらえます。欲求不満な人妻や、男性と出会いが無い女性達が当サイトで男性を求めていらっしゃいます。興味のある方はTOPページからどうぞ
少し魅惑な自分をネットだから公開してみました。普段言えない事など、思い切って告白しているプロフなので興味ある方はぜひ除いてみてください連絡待ってまぁす。 hinyaaaaa@docomo.ne.jp
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bağlantı Oluştur
<< Home