| “Dinleyen söyleyenden ârif gerek!”

Bence her iki söz de aynı kapıya çıkıyor: İletişimin temel koşuluna... Eğer muhatap, söyleyenin mesaj kodlamalarını açacak (decoding) durumda değilse söylenenler boşadır. Ya da açabildiği kadardır.
“Dinleyen söyleyenden ârif gerek!” sözününün anlamı ise, alıcının, en az kaynağın kodlama yetisi kadar, hatta ondan biraz fazla kod açma yetisine sahip olmalı demektir. Zaten iletişimde ortak deneyim alanını oluşturan şey bu ortak kod bilgisidir. Ortak deneyim alanı ne kadar genişse, iletişimin başarısı o kadar büyüktür.
Bu sözü şöyle de okuyabiliriz: Eğer muhatabın senden arif değilse, senin ondan biraz daha cahil olman gerekir. Daha doğrusu, cahil davranman diyelim.
Başka şansın yok!































3 YORUM:
Mevlana’nın şu sözünü de kayıt altına alalım: “Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz.”
Yani kısaca şunu mu demeliyiz; Vereceğiniz kampanya mesajlarını kendiniz okuyupta çok güzel olmuş bayıldım dememeli, sizin anlamanız hiç bir şeydir. Eğer mesajı hedef kitlenize uygun hale getirebiliyorsanız işte o zaman iki taraflı iletişimi gerçekleştirmişsiniz demektir.
Aslında, bazı reklamları izleyip ne biçim reklam yapmışlar kim izler bunu deyip yani kendine göre düşünüp, reklamın esas hedef kitlesine uygunluğunun önemli olduğunu unutmak yanılgısına düşmemekte gerekir zannımca.
ELinize sağlık, kısa öz çok hoş bir yazı olmuş.
Evet, aynen öyle. Bu yazının “ârif”i de sen oldun.
Teşekkürler.
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bağlantı Oluştur
<< Home