| Acaba hangi gazete hangi gazetedir?
Bugün küçük, ama yararlı bir oyun oynayalım diyorum. Aşağıdaki gazete sayfalarını Türkiye’de aynı günde yayımlanmış (14 Aralık 2006, Perşembe) gazetelerden aldım. Ve her bir gazetenin logosunu koparıp bir başka gazeteye yapıştırdım. Yani gazeteler ve logolar birbirine karıştı. Burada görünen logoları kaldırdığımızda altından o gazetenin gerçek logosu çıkacak. Ülkemizdeki günlük gazetelerin ciddi bir kimliksizlik sorunuyla malul olduğuna dikkat çekmek istiyorum tabii... Soru da şu: Aşağıdaki hangi gazete sayfası hangi gazeteye aittir? [FOTOĞRAFLAR: DARREN BRAUN]
Şuna kesinlikle eminim ki, hiçbir gazeteyi yabancılamadınız. Bazı küçük detaylara dikkat ettiğinizde elbette hangi gazetenin hangi gazete olduğunu da bulacaksınız. Soruyu doğru cevapladığınızda bir ödül kazanamayacağınıza göre, bu küçük detaylara dikkat etmeden cevaplayın. Sonuçta kendinizi değil, gazeteleri test ediyorsunuz çünkü!



Hiç şüphe yok ki, bir gazetenin tasarımının öncelikli hedefi, verilmek istenen bilgiyi, haberi ya da mesajı en doğru, en kısa ve en etkili yoldan okuyucusunun algılamasını sağlamaktır.
Bu anlamda tasarımın başarısının en önemli göstergesi, gazetenin tirajı değil sadık okuyucu sayısıdır.
Bir gazetenin tasarımının nasıl olması gerektiği; yayınlandığı ülkenin kültürel özellikleri, siyasi yapısı, gazetenin yayın ilkesi, yayın amacı ve toplumsal davranış alışkanlıkları ile doğrudan ilişkili olmalıdır.
Örneğin Arap alfabesi kullanan ülkelerde yayınlanan gazete tasarımı elbette bu alfabenin özelliklerine göre (sağdan sola ve bize göre arkadan öne doğru) oluşur. Öte yandan Çin’de alfabeye göre bütün kurgu yukarıdan aşağı oluşabilecektir.
Banliyo üzerine kurulmuş kentleşmenin yoğun olduğu Avrupa ülkelerinde otobüs, tren, metro gibi toplu taşıma araçlarında okunma kolaylığı nedeniyle tabloid boy gazeteler yaygın olarak kullanılmaktadır. (Bilindiği üzere bu tarz tasarım denemeleri ülkemizde başarısız olmuşlardır.)
Diğer yandan bir gazetenin sadık okurunun gazetesini okumaya ayırdığı ortalama süre, gazete tasarım stratejisini belirlemede en önemli verilerden biri olarak kabul edilmelidir.
Bugün bizim anladığımız anlamda gazetenin ortaya çıkışı 1622 yılında yayına başlayan The Weekly News olarak kabul edilir. Matbaa teknolojisinin gelişim çizgisi ile gazeteciliğin bugüne gelişi arasında yakın ilişki vardır.
Haberin organizasyonunda, yani kaynağından tüketicisine ulaşma sürecinde özellikle matbaa teknolojisinin gazete tasarımları üzerindeki etkisini izlemek için hem yanıbaşımızdaki Avrupa gazetelerine hem de kendi örneklerimize bakmak doğru olacaktır.
90’lı yıllara kadar (meslekte daha eski olanlar çok iyi hatırlayacaktır) gazetecilik üretim ve basım teknikleri açısından yüzyıllar boyu hemen hemen aynı yöntemlerle yapılmıştır. Bu nedenle Avrupa’da hâlâ o dönemlerden kalma siyah-beyaz gazete geleneğini değiştirmemiş bir çok gazete vardır. Hatta o dönemlerden kalma tasarım alışkanlıkları bile neredeyse çok az değişmiştir.
Bunun temel nedeni gazetecilik ve yayıncılık kültürünün, geleneğinin çok köklü olmasıdır. Elbette bu süreç okuyucunun alışkanlıklarını ve beklentilerinini de oluşturmuştur.
Bilgisayar teknolojisinin hayatımıza girmesi ve masaüstü yayıncılık konusunda ulaşılan son nokta tasarımcılara yepyeni ve olağanüstü imkânlar sağlamıştır.
Buna rağmen yakından bakıldığında görülecektir ki özellikle Avrupa yayın organları geleneksel çizgilerini ve kimliklerini yeniden tasarlama noktasında teknolojinin kendisi kadar aceleci davranmamışlardır.
Ancak bilindiği üzere bahsi geçen Avrupalı kurumsallaşmış yayın organlarının hepsinin kendine özgü bir tasarımı, üslubu ve düzenli okuyucusu vardır.
Bu yayın organlarının kendisi için oluşturduğu görsel kimlik, çağın ve teknolojinin gereklerine aşırılıklardan kaçınılarak özenle adapte edilmiştir.
Bugün Avrupa’da, Amerika’da gazeteler gazeteciliğin içinden gelmeyen, ancak günlük yayın tasarımını kendilerine özel bir uzmanlık alanı olarak seçmiş; alanın akademik, entelektüel ve estetik bilgisine hakim, bu alanda eğitim almış tasarımcılar tarafından tasarlanmaktadır.
Maalesef ülkemizde bu alan grafik tasarımcılar tarafından boş bırakılmıştır. Bu boşluk kendini yetiştirmiş editoryal kökenli tasarımcılar (eski ifadesiyle sayfa sekreterleri) tarafından doldurulmuştur. Çünkü yakından bakıldığında görülecektir ki, gazete tasarımı; alanın asgari gazetecilik bilgisi ve görgüsü edinilmeden tasarlanamaz.
Ancak ülkemizde üretilen gazetelerin tasarımlarından hareketle haberciliğin içinden gelinerek oluşan tasarımcı ekibin ya da onların gelenek ve yöntemleriyle yetişen sayfa sekreteri müessesesinin ortaya koyduğu örneklerdeki temel eksiklikler de hemen göze çarpmaktadır.

Bu yöndeki temel eksiklikler kısaca;
1. Ürün tanımı,
2. Pazarlama stratejileri,
3. Hedef kitle analizine dayalı tasarım stratejileri
şeklinde sıralanabilir.
Çoğunluğu oluşturan gazeteleri tasarımları açısından incelediğimizde gazetenin ismini (logosunu) değiştirdiğimizde ilk bakışta hangi gazete olduğunu anlayamayacak kadar birbirinin benzeri, hatta neredeyse aynı tasarımlara sahip olduklarını görürüz.
Bu sonucun bu pazarda faliyet gösteren ve gerek marka imajı, gerek tiraj ve reklam geliri açısından sektörün lideri durumunda bulunan Hürriyet gazetesinden etkilenilmesinden kaynaklandığı açıktır.
Öte yandan;
1.
Gazete tasarımı üreten sayfa sekreterlerinin, konuyu sosyolojik, estetik, iletişim stratejileri temelinde bir birikimle değerlendirememeleri,
2.
Tasarımı hep “daha çok satan”, “daha itibarlı” gazetelerde çalışırken öğrendikleri tasarım alışkanlıkları üzerinden yapmaları,
3.
Ya da talebin “çok satan falanca gazete gibi olma” noktasında oluşması,
4.
Çoğunlukla da 2’inci ve ve 3’üncü şıkkın her ikisinin birlikte düşünülmesi içerikleri, hedef kitleleri, yayın ilkeleri, yayın amaçlan birbirinden tamamen ayrı olabilen ürünlerin (gazeteler) neredeyse tamamen aynı tasarlanmasına neden olmaktadır.
Gazetenin tirajının yüksek oluşu ve okuyucu profilinin sosyokültürel, sosyodemografik tanımlanmasındaki netlik, reklam gelirleri üzerinde, tasarım ise yayının itibarı ve siyasi etkileme gücü üzerinde doğrudan etkilidir.
Gazete tasarımlarındaki bu aynılaşma yayın ilkeleri ve hedef kitleleri açısından ayrı ayrı kategorize edilmiş ürünlerin hedef kitle bazında birbirine karışmasına neden olmaktadır.
Gerek tasarım, gerekse yayın amacı ve ilkeleri konusunda hedef kitle farklılaşmasını tamamlamış (estetik açıdan başarılı ya da başarısız) gazetelerin daha az kimlik sorunu yaşadıkları ortadadır.
Kendilerini farklılaştırmış gazeteleri biraz daha yakından incelersek;
Radikal
Kendisini tasarımı, ismi, hedef kitlesi itibarıyla daha başlangıçta farklılaştırmayı amaçlamış ve başarmıştır. Hedeflediği kitlenin siyasi ekonomik ve kültürel formasyonu nedeniyle düşük de olsa düzenli bir tiraja oturmuş, etki gücü tirajına oranla daha yüksek, buna rağmen reklam geliri düşük, okuyucusunda aidiyet duygusu oluşturmayı kısmen de olsa başarmış bir günlük gazetedir. Eski heyecanını ve tasarım konusundaki üstünlüğünü bugün itibariyle önemli ölçüde kaybettiğini söyleyebiliriz.
Cumhuriyet
Gazetecilik geleneği açısından en eski ve köklü yayınlardan biri olmanın avantajını taşır. Gerek habercilik gerekse tasanm açısından öncülük etme avantajları olmuş, ancak tasarım açısından çağın beklentilerine uyum gösterme noktasında Avrupalı örneklerinin gösterdiği cesareti gösterememiş ya da başarılı olamamıştır. Buna rağmen yayın ilkeleri ve tasarım üslubu yönünden tutarlı duruşu ona hâlâ itibarı yüksek bir gazete olma avantajı sağlar. Toplumsal değişime ayak uyduramamasından dolayı çok tiraj kaybetmiştir.
Zaman
Misyon gazeteciliğinin önemli örneklerinden biridir. Tasarım açısından yaşadığı sürecin dikkatle incelenmesi gerekir. Siyah-beyaz bir gazeteden bugünkü tasarımına ulaşmada Cumhuriyet gazetesinin başarılı olamadığı süreci oldukça zahmetli, ancak çok cesur ve gayretli bir şekilde aşmayı başarmıştır. Muhafazakar bir cemaat gazetesi olmasına rağmen hem tirajını, hem etki gücünü ve hem de estetik düzeyini yükseltmeyi başarmıştır. Tasarımının özellikleri ve başarısı; hedef kitlesi ve okur alışkanlıkları açısından elbette tartışılabilir, ancak kendini farklılaştırma ve kendi özgün kimliğini oluşturma yönünden iyi bir örnektir. Tasarımın genel ilkelerine uymaya çalışmakla birlikte Türk okur alışkanlıklarını dikkate almak noktasında sorun yaşamaktadır. Ama en azından bir grafik dil ve görsel tavır oluşturmayı başarmıştır.

Aslında gazete tasarımını, genel grafik kuralları dışında düşünmek mümkün değildir. Gazete tasarımı (newspaper design) dendiğinde denge (balance), kontrast (contrast), ritm (rhythm), bütünsellik (unity), uyum (harmony) hedeflerine ulaşmak için bir tasarımcının yapacağı işlerin genel çerçevesi çok temel olarak altı maddede özetlenebilir:
1. Logotype
2. Grafik Elemanların Üretimi
3. Fotoğraf Stratejisi
4. Görsel İletişim Dili
5. Görsel Kimliği Oluşturan Renk Tercihleri
6. Dizayn
Bir gazete görsel kimliği oluştururken dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri de günük yayın hızına yetişebilecek özellikleri ve uygulama kolaylıklarını ihmal etmemektedir.
Gazete tasarımı, toplam kimliğinin en önemli unsurudur; kesinlikle yazıları, fotoğrafları ve diğer elemanları, sektörde oluşmuş klişeler doğrultusunda sayfalara boca etmek demek değildir.
Son söz: Türk gazete tasarımı elbette kendi özgün yolunu bulmalıdır. Ne Zaman gibi Anglo-Sakson havası taşıyan bir “beyaz gazete” özelliği taşımalı, ne de diğerleri gibi birbirini virgülüne ve rengine kadar taklit eden kimliksizlik numuneleri olmalıdırlar.
















15 YORUM:
Harika bir degerlendirme/inceleme olmus. Zevkle okudum.
Isin ilginc yani bahsettigin geleneksel gazete tasarimdaki eksiklikler en azindan yaklasik 1.5 yil once online versiyonlari icinde gecerli idi. Fakat ben bu konuyla ilgili bir yazi yazarken daha farkli bir konuya deginmistim ve tabi ki bahsettigim konu tamamen web icin gecerli
Web icindeki domain benzerlikleri esasinda iyi bir kavram. Yapilan arastirmalar gosteriyor ki genelde kullanicilar cesitli domainlerde farkli davranislar sergiliyor ve bu orta yonleri domain bazinda kullanmak esasinda onemli fakat bu tamamen farkli bir konu geleneksel gazete tasarimi icinde senin de anlattigin gibi.
Uzerinde yenileme yapmadim fakat eger okumak isteyen olursa 1.5 yil once yazdigim yazi burada
Gerçekten iyi düşünülmüş ve çok güzel yakalanmış bir konu.. Ben de uzun olmasına rağmen zevkle okudum. Hatta; Anlayan(lar)a "tokat" gibi bir yazı da diyebilirim, Tebrikler Selim Abi...
Selim Bey,
Çok güzel bir konuya değinmişsiniz.
Baktığım basılı ürünleri çok dikkatli incelememe rağmen gazetelere bu kadar dikkatli bakmak aklıma gelmemişti.
Kafamda canlandırdığımda söylediğiniz gibi tüm gazeteler birbirinin benzeri ve bir standart çerçevesinde ilerliyor. Bahsettiğiniz gazetelerden biri Tasarımsal bir değişiklik yaparsa eminim okuyucuların dikkatini çekicek ve trajı artacaktır.
Umarım dikkate alması gereken kişilerde bu yazıya ulaşabilirler.
Çalışmalarınızda başarılr.
Murat Koçuk
Star da farklılaşmış bir gazete, en azından son gördüğümde; Fatih Çekirge döneminde öyleydi. Kısa kısa ama çok sayıda ve her sayfada üçüncü sayfa haberleri, büyük fontlar, kelime oyununa dayanan manşetler ve hamasi söylemle belli ki epeyce düşünülerek türk halkına yönelik yaratılmış bir gazeteydi.
TV'yi hedeflediğiniz düşüncesinden uzaklaşmaya başladım, eğer niyetiniz hala böyle ise kaliteyi yükseltmeniz değil, düşürmeniz gerekecek:)
selamlar
bora
Yazındaki tespitler gerçekten çok ilginç Sevgili Mehmet... Mecranın değişmesi sonuçta anlayışı değiştirmiyor ki!
Teşekkür ederim Sevgili Mustafa Avcı...
Sevgili Murat Koçuk, gazetelerin çok harcıalem ürünler olduğu ön kabulüyle hareket ediyoruz galiba. O nedenle pek umursamıyoruz diyebilir miyiz?
Evet Sevgili Doktor, Star gazetesi Fatih Çekirge'yle birlikte ilk çıkışını yaptığında, tasarım özellikleri de dahil, Batı’daki tabloid yaklaşımını büyük ebada uyarladı. Sonuçta o da öyle bir taklitti yani.
İkinci paragrafın, ilgili iddiayı dile getirdiğin zamanlarda kalite düşük müydü kaygısını uyandırdı bende:)
Selam.
Birisinden bekliyordum bu tarz bir yazıyı. Siz yazdınız. Teşekkürler.
Tasarımda farklılaşma konusunda Cumhuriyet ve Zaman gazeteleri isimlerini okumadan hangi gazete olduklarını söyleyebileceyimiz iki gazete. Ve bir de Radikal. Tespitlerinize katılıyorum. Zaman yanılmıyorsam uluslararası SND'den (Society News Design) tasarım mükemmellik ve ikincilik ödülü almış.
Benim dikkat çekmek istediğim konu ise içerik-Zaman haberi yorumdan ayıran tek gazete diyebilirim!
Teşekkür ederim. Zaman gazetesiyle ilgili olarak şunu ilave edebilirim. Zaman,’ın başarılı bir grafik tasarıma sahip olduğunu söyleyebiliyoruz, ama Türk okurunun ve gazete geleneğimizin belli teamüllerini zorlamamalıydı diye düşünüyorum. Mesela yazarları tek sayfaya toplamak gibi...
Haberle yorumun karıştırılmadığı görüşüne de kısmen katılıyorum. Çünkü bunun yüzde yüz başarılabileceğine inanmıyorum. Haberin gazeteye girmiş olması da, manşete çıkarılması da, kıyıda köşede bırakılması da sonuçta bir yorumdur. Ancak, sansasyonel, yanıltıcı ve provokatif başlıklara yüz vermediğini, soğukkanlı ve sağduyulu bir yaklaşıma sahip olduğunu söyleyebiliriz.
Selim Bey,
Yazınızı büyük bir keyifle okudum. Tasarımda görsel farklılık yaratmak çok önemli. Ama bu ancak farklı düşünmekle gerçekleştirilebilir. Herkes benzer şeyler düşünüyorsa ve aynı mantıkla davranıyorsa ortaya çıkan şey aynı olacaktır. Ya da öyle küçük noktalarda ayrışacaktır ki, tasarım bakımından ayırt edici niteliğe sahip olması imkansızlaşacaktır.
Uzun lafın kısası şu: Tüm gazeteler okuyucuya aynı şekilde ulaşmaya çalıştığı için görsel anlamda birbirinin taklidi olmaktan öteye gidemeyen standart sayfalar ortaya çıkıyor. Ama içerik ve kapsama baktığımızda da durum çok farklı değil. Gazatelerin ekleri de hem görsel açıdan hem de içerik bakımından birbirinin "laciverti".
Sevgiler...
Evet Sevgili Aylin, çok güzel ifade etmişsin. Aslında bu durum, gazetelerimizin pazarlama nosyonundan ne kadar uzak olduklarını gösteriyor, öyle degil mi?
Sayın Selim Tuncer,
Bu konu okulda bir hocamızın, izninizle adını saygı ve sevgiyle anmak isterim Gülpınar KELEMCİ SCHNEIDER, bir gazete haberinin (iç sayfalardan) fotokopisini sınıfta göstermesi ve benim gazetenin Sabah olduğunu tahmin etmem ve kendisinin "nasıl anladın ki?" diye sormasıyla ilgimi çekmişti. Ancak konuya vakıf olmadığımdan dolayı yazmak gayretine düşmemiştim. Sayende artık bilgi sahibiyim.
Gazetenin Sabah olduğunu anlamıştım çünkü Sabah'ın iç sayfa tasarımı diğer gazetelerden farklıdır.
Zaman gazetesi hakkında bir şeyler yazmak istiyorum ancak öncelikle tirajda Türkiye genelinde 2. sırada olduklarını belirteyim. Ben Zaman okmaya değişime uğradıkları ilk zamanlar başlamıştım. Çalıştığım yerde (mobilya mağazası, ama mimari çalışıyor) patron benden bu gazeteyi mağazada okumamamı istedi. Zira müşteri portföyü görece zengin ve elit tabakadan olan mağazamızda müşteriler Zaman gazetesini hoş karşılamaz dedi.
Aslında söyleyeceğim şu, gazete olarak en başarılılarından biri olan Zaman, geçmişinden kalan cemaat ilişkisi mirasını taşımak yerine, yeni bir isimle çıksa karşımıza daha başarılı olur muydu? Birşey söylemeyecekmişim, soracak mışım. Cevaplamanız dileğiyle.
Zaman, geçmişinden kalan cemaat ilişkisi mirasını taşımak yerine, yeni bir isimle çıksa karşımıza daha başarılı olur muydu?
Daha önceki yorumlarımda da ifade etmiş olmam lazım, aslında Zaman grafik yaklaşımıyla bir "farklılaşma" sağladı, ancak “farklılaşma”nın yönü itibariyle hedef kitle segementiyle uyumlu olduğunu düşünmüyorum. Öyleyse başarının ardındaki etmenleri gözden geçirmek gerekir:
1.
Zaman; Vakit ve Yeni Şafak gibi harcıalem bir grafik dizaynla yayımlanan gazetelere göre, bu yönüyle, pek rijit olmayan daha üst segmentlerde itibarını yükseltmiş oldu.
2.
Bunun, tiraja yüksek oranda bir yansıması olduğunu düşünmüyorum, ama bu yolla elde edilen legalitenin tiraja hiç yansımadığını da söyleyemeyiz.
3.
Zaman’ın tirajı tartışmalıdır. Abone oranıyla bayi satışı arasındaki uçurum hep kuşkulara neden olmuştur.
4.
Sistem, abone merkezlerinin bayiden gazeteleri satın alıp abonelere dağıtması şeklinde kurgulanmıştır. Hiçbir gazetenin, yalnızca tiraji yüksek göstermek için böyle muvazaalı bir durum yaratıp, dağıtım şirketinin payı da dahil olmak üzere bu ölçekte bir finans yükünü taşıması anlamlı olmadığı gibi, mümkün de değildir. Bu nedenle tirajın hayali olduğu iddialarına katılmıyorum.
5.
Ancak, gidip bayiden gazetesine alma zahmetine katlanacak okura göre, mevcut okur kalitesinin sorgulanması mümkündür.
6.
Okurların tümü cemaat üyesi değildir. Ancak cemaat üyelerinin bireysel çabalarının abone sayısını yükseltme konusundaki belirleyiciliğini göz ardı edemeyiz.
7.
Öyleyse bu başarının ardında cemaatin varlığını kabul etmemiz gerekir.
8.
İsim değiştirmeyle cemaat ilişkisini gizlemek mümkün değildir. Hele hele benzer şekilde cemaat bireylerini gazetenin başarısı için harekete geçirme durumunda bu ilişki yine net bir biçimde algılanacaktır.
Sorunun bence cevabı; “Zaman, geçmişinden kalan cemaat ilişkisi mirasını taşımak yerine, karşımıza yeni bir isimle çıksaydı daha başarılı olamazdı.” şeklindedir Sevgili Akgül.
Tamamen tatmin edici, üzerine söylenecek söz bırakmayan cevabınıza teşekkür ederim.
Saygılar...
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bir Bağlantı Yarat
<< Home