

Baklanın bu ayrıcalığı, onun, gerçekten mükemmel lezzetinden mi kaynaklanıyor acaba? Ona duyulan bu hayranlık karşısında bazan kendimden kuşkulanıyorum. Hiç mi damak zevki yok bende?
Baklanın en önemli özelliklerinden biri, baharın geldiğini müjdeleyen birkaç sebzeden biri olmasıdır. Baharın ilk günlerinde sofralardaki yerini alır. Ömrü de en fazla bir aydır. Ama baharın kokusunu, ruhunu temsil eder bakla...
Manav tezgahlarında yerini alması, evde törensel bir edayla pişirilmesi, etrafa yayılan kokusu, sofradaki duruşu, tane tane ve abartısız bir biçimde yenmesi, zeytinyağı, sarmısak, dereotu ve yoğurtla kurduğu dostluk ve daha birçok özelliğiyle doğrusu bana da heyecan verir. Ilık bahar rüzgarlarının yaydığı hoş duygular serper içime...
Ama ağzıma sürmem. Severim, yemem. Herhalde “böyle bir sevmek görülmemiştir.”
Gerçekten lezzetli mi?.. Tamam, bende bir tuhaflık var galiba!