18 Ocak 2006 Çarşamba

| Cezaevi tanıtımında "celebrity" kullanımı...

Acı, hüzün, hasret sözcükleri ifade edemezler burayı, aczlerinden utanırlar. İnsanız, "ceza"yı görüp "suç"u bağışlar, "suçu" duyup "ceza"yı az bulabiliriz. Sinop Cezaevi için "gerçek öyküler" ve "gerçek türküler" harabesi denilebilir. Geçen yaz ailece yolumuz düştü.

1999 yılında Adalet Bakanlığı'ndan Kültür Bakanlığı'na devredilmiş. Yani artık müebbetliklerin acıları, idamlıkların çığlıkları, kan davaları, namus davaları, muhalifler, eşkıya veya kahramanlar, iftiralar, türküler, şiirler, hasretler bir müzeye dönüştürülmüş... Dolaştığınızda gerçekten duyuyor, görüyorsunuz. Hemen giriş kapısında, kocaman panoda krom sarısı zemin üzerine siyah harflerle bir tanıtım yazısı... Ve yazının son cümlesi:

Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Ahmet Bedevi Kuran, Refii Cevat, Burhan Felek, Sebahattin Ali, Kerim Korcan, Zekeriya Sertel Sinop Cezaevi’nde yatan ünlülerdir.


İlginç bir memleket gerçekten burası... Hapse at, sonra reklam et. Bugünlerde bazı cezaevlerine ünlü tıkmakta yarar var. İleride tanıtım çalışmalarında gerekebilir. Ama şimdi Orhan Pamuk falan gibi yazarlar kesmez; Tarkan, Cem Yılmaz, İbrahim Tatlıses, Yılmaz Erdoğan'lar lazım. Şöhret "ürün"ü gölgelerse daha iyi olur!