| İtibarsızlaşan “ISO”lar, itibar kazandırır mı?
“Beş bin dolara ben sana izo aliiiim abi!”ler ne kadar gerçeği yansıtıyor, emin değilim. Ama ne fark eder ki? Hakkınızdaki dedikodular herkesin dilinde dolaşıyorsa, gerçek farklı olsa bile sonuç değişmez. Belki de “itibar”ın en fazla lazım olduğu şey, bu sertifika sistemidir. ISO’lar İsmail'e, HCCP ise Hasip’e dönüştü iyice!
Bir de bu ISO’ların, üretici firmalar tarafından gözümüzün içine soka soka gösterilmesi var ki, aldıkları sertifikalar “muteber” olsalar bile “Yaa, bu işin içinde bir bit yeniği mi var, acaba?” dedirtmeye yetiyor.

Marka, bir “duruş”tur, “vakar”dır. Hiçbir sertifika, markanızı yüceltmez. Sadece konusuyla ilgili bir teminat verir ki, bu, zaten markanın vermesi gereken teminattır. Olmasın demiyorum, ama maksadını aşacak şekilde abartırsanız istemediğiniz algıları kendi ellerinizle yaratırsınız.
Turizm sektöründeki yıldızlar da bu sertifikalar gibi… Hiçbir itibarlı otel markası “Ben beş yıldızlıyım.” diye bağırmaz. Komik olur.































4 YORUM:
Hiç tanımadığınız iki şirketi karşılaştırırken, "ISOLU" olan için "en azından bu belgeyi almak için çaba sarf etmişler" şeklinde bir artı puan yazılabilir. Ancak, ISO sertifikasyonu, pazarlama amaçlı olarak fazla göze batırılmaması gereken bir özellik. Aksi taktirde sizin de bahsettiğiniz şüphe durumu da oluşabiliyor.
ISO sertifikasyonunun alınması ve korunması şirketler için belli bir külfet oluşturuyor. Ancak, düzensiz çalışan kurumlar için belki bir yol gösterici faydası olabiliyor. Yine de, kendi düzenini iyi oturtamamış bir şirketin ISO belgesi alacağım diye vakit harcaması ne derecede doğrudur tartışılabilir.
Bence, şirketler, kendi bildikleri işi en iyi şekilde yapmak için düşünerek çaba harcarlarsa, zaten ISO sisteminin güvence altına almaya çalıştığı sonuçlara ulaşıyorlar. Üstelik, ISO sisteminin, servis üreten ve esnek yapılara ihtiyaç duyan şirketlerde uygulanmaya çalışılması da benim gördüğüm kadarı ile iyi sonuç vermiyor.
Bir anımı aktarayım:
ISO'ların ilk yılları... İstanbul'un büyük mabaalarından birinin pazarlama müdürü iş üstemek üzere bana gelmişti. Bir satış argümanı ve rekabet avantajı olarak ISO'yu masa koydu: "Biz Türkiye'de ISO belgesine sahip ilk matbaalardan biriyiz. Bizde işler şöyle şöyle şöyle yürür. İş şurdan girer burdan çıkar. Kalite Kontrol Müdürümüz son onayı vermeden işi müşteriye teslim edemeyiz." Bu ve buna benzer ifadelerle ISO'nun meziyet ve kerametlerini anlatıyor ve iş almaya çalışıyor. Dedim ki: "Tamam da beyefendi, bu ISO işi bize pek uymaz. Kusura bakmayın. Biz arada bir de olsa akşam 9.00'da iş gönderir, sabah senin kalite kontrol müdürün henüz uykudayken de işi isteriz. Bu durumda nasıl çalışacağız?" Tabii hemen satış argümanı değişiverdi: "Hallederiz abi, sen merak etme!" Bir anda bütün ISO sistemi göçüverdi. Herhalde matbaaya dönerken kendi kendine söylenip durmuştur, "Ne halt etmeye bu ISO'yla uğraşıp durduk." diye...
Tabii benim takıldığım nokta ISO'nun veya benzer sertifikasyon sistemlerinin gereksizliği falan değil, bir yanlış anlama olmasın. İki konuya dikkat çekiyorum. Birincisi bu sistemlerin gerçekten gittikçe itibarsızlaşmaları, ikincisi de firmaların bu sertifikasyonu görgüsüz bir biçimde abartmaları...
Bu konu tam bir yara türkiyede ama pek kimse üzerinde durmuyor.
Öncelikle ISO 9001:2000 bir kalite yönetim sistemi. Yani sadece o şirketin yönetim şeklinin belli bir standarda göre çalıştığını belirtiyor. Neler getiriyor peki?
Öncelikle bol bol evrak ve dosyalar getiriyor. Her şey yazılı hale geliyor. Kalite Yönetim Temsilcisi var şirkette. Aslında bu kişi şirketin daha kaliteli çalışabilmesi için bazen pazarlamacı tadında faaliyetlerde bulunmak zorunda ama ne hikmetse kimse bunu başaramıyor. Belgeyi alan bir sonraki denetime kadar dosyaları rafa kaldırıyor.
Başka bir konu, bu belgelerin %40'ı naylon belge. Yani 5000 dolar v.s. karşılığında veriliyor. Bunların denetimi türkiyede yapılamıyor ne olarak.
Bir başka konu, ISO yararlı ama bazı şirketleri hantallaştırabiliyor. Mesela bir eğitim toplantısı yaptın. Hemen değerlendirme yapman lazım. ya sınav ya iş başı gözlem. Sonra sonuçlar analizler. Bana hep almanlar bu işi çok iyi yapabiliri gibi geliyor hep.
Başka bir durum bu belge, ürünün yada hizmetin belgesiyniş gibi kullanılıyor. Mesela Çikolata ambalajında ISO 9001 belgeli, ISO 9001 güvenceli falan yazıyor. Bu kesinlikle yasak. Böyle bir şey yok. Bu ürünün değil, yönetim sisteminin belgesi. Hem de damga gibi kullanılıyor.Bu da yasak. Belgeyi veren kurumun ismi ISO 9001 bu gösterimde bulunmak zorunda.
Çoğu şirket, devlet ihalesine katılabilmek için alıyor bunu.
Ortalıkta bir sürü danışman hiç anlamadıkları sektörlerde ISO 9001 danışmanlığı yapıp paraları cukka ediyorlar. Adam bir sertifikasyon programıyla ISO danışmanı oluyor.
Bu olayla ilgili ciddi önlemler alınmalı. Kalite, kaliteli değil artık.
"Bana hep Almanlar bu işi çok iyi yapabilir gibi geliyor." yorumu gerçekten çok hoş oldu. :)
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bağlantı Oluştur
<< Home