| Şu “blog” sözünü bir tatlıya bağlasak mı?

Bizde TDK’nın Türkçe karşılık önerisi “ağ günlüğü” olduğuna göre, acaba başlangıçta “log”un “günlük” anlamı mı esas alınarak kullanılmıştır, yoksa “kütük” veya “seyir defteri” anlamları mı önde tutulmuştur, bilmiyorum. Belki de hepsi birden...
Ancak, bugün “blog”un “günlük” anlamını çoktan aştığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Sonuçta kavramın içi farklı uygulama örnekleriyle doluyor. Kavram, ağır ağır oluşuyor yani...
Blog olayı, dışarıda geliştirilmiş birçok teknolojik ürün gibi adıyla birlikte girdi ülkemize... Evet, girdi. Bizim TDK ise hep arkadan geldiği için, önerileri sadece öneri olarak kalıyor. Yani “ağ günlüğü” örümcek ağlarına takılmış durumdadır maalesef. Yani “blog”u kızılcık şerbeti niyetine kabul etmek durumundayız.
Bu yazıda blog felsefesi falan yapmayacak, sadece sözcüklerle ilgileneceğim.
1.
“Blog” artık Türkçe bir sözcüktür.
2.
Peki, sözcüğü “blog” olarak mı, yoksa “blog” olarak mı telaffuz edeceğiz. Tamam, ses gelmediği için soruyu anlamadınız. Yani, “blog”un “l”sini “lâle”nin “l”siyle mi, “lala”nın “l”siyle mi söyleyeceğiz. Sözcüğün orijinali “lala”nın “l”siyledir, hatta “l” varla yok arasındadır, ancak bir analoji yapacak olursak Batı dillerindeki “plan”, “lokal”, “flaş”, “klasik” gibi birçok lalalı sözcüğün lâle olarak dilimize girdiğini görürüz. Demek ki Türk mahreci lâleye daha uygundur diyebiliriz. Öyleyse “blog” laleli olmalıdır. Dilimize, yabancı dillerden sözcüklerin girmesini zaman zaman doğal karşılayabiliriz, ama bu konuda Türk fonetiğini zorlamak doğru değildir. Zaten sözcük fonetik uyumla yerelleştirilebilir. Yoksa Turkcell reklamındaki “Ne demek meyıllarımı okuyamadım?” gibi abukluklarla yaşamaya devam ederiz.
3.
“Blog” kendi düzlemine ait başka sözcükleri de oluşturdu tabii... “Blogging” ve “blogger” bunlardan en önemli ve en işlevsel olanlarıdır. Uzatmamak için diğerlerini şimdi kurcalamayalım.
4.
“Blogger” sözcüğünün “blogcu” olarak tercüme edilmesi yaygınlık kazanmaya başladı. Hatta bu adla bir blog servisi de var. Türkçe’de “-ci, ci, cu, cü” eki “kitapçı”, “gazeteci”, “çiçekçi”, “oyuncu” gibi profesyonel meslek sahibi adları üreten bir ektir. “Taşıyıcı”, “soğutucu” gibi işi sürekli o olan cansız profesyoneller için de bu eklerle ad üretilir. İngilizce’de “-er” eki ise, bu işlevi de görebildiği gibi, “yazan”, “koşan”, “gülen” gibi ism-i failler üretir. Ayrıca bu ek isimden isim değil, fiilden isim üreten bir ektir. Blog gibi amatör bir etkinliğin sahibini profesyonel bir meslek sahibiymiş gibi gösteren “blogcu” sözcüğüne de kabul etmiyorum. Her ne kadar ses ve görüntü içerikli blogların varlığından söz edebilsek bile, ben, ağırlıklı yöntemin yazı olmasından kaynaklı olarak “blog yazarı” adını öneriyorum. İngilizce “blogger” kullanımını ise tümden reddediyorum. Bana “blogger” diyene de bundan böyle “blabber”la mukabelede bulunacağımı buradan ilan ediyorum.
5.
İngilizce’de “blog” fiil kökü olarak da kabul edilmiştir. Zaten yukarıdaki paragrafta işaret ettiğim gibi “blogg-er” fiil kökünden üretilmiş bir isimdir. Eylemin adı da “blogging”dir. Buna da “blog yazma” diyeceğim, ama çok oturmuyor ve dildeki en az çaba yasasına uymuyor. E, her şeyi ben mi bulacağım, bunu da siz düşünün. Herhalde “blogging” olarak kullanacak değiliz. “Blog”u Türkçe bir sözcük olarak kabul ettim, ama o kadar da değil yani!
6.
“Blog” sözcüğünü Türkçe kabul ettiğimize göre telaffuz ve imlada Türkçe’nin kurallarına uydurmak gerekir. Yine analojiye başvuralım. Batı dillerinden Türkçe’ye girmiş ve “blog”a benzeyen sözcükler var. Buranın da adı olan “diyalog”dan başlayarak, “psikolog”, “ürolog”, “astrolog” gibi sözcüklerle “blog” arasında fonetik benzerliği görebilirsiniz. Bildiğiniz gibi Türkçe’de sözcüklerin sonunda “b”, “c”, “d”, “g” gibi süreksiz yumuşak ünsüzler yer almaz. Bazı istisnaları vardır ve Batı’dan dilimize giren bu sözcükler de istisnaya girer. Yine bildiğiniz gibi Türkçe’de sonu “p”, “ç”, “t”, “k” sert ünsüzleriyle biten sözcükler herhangi bir çekim ya da yapım eki alır ve bu sesler iki ünlünün arasında kalırsa “b”, “c”, “d”, “ğ” olarak yumuşarlar. İstisnayı bozarak sonu “g” ile biten sözcüklerdeki “g” de iki ünlü arasında kaldığında “k” muamelesi görerek “ğ”ye dönüşür. “Bugün psikoloğuma gideceğim.”, “Diyaloğumuzu sürdürmeliyiz.” örneklerinde olduğu gibi... “Blog”un da örnek olarak verdiğim sözcüklerden fonetik olarak bir farkı olmadığına göre sözcüğün sonundaki “g”, benzer durumlarda “ğ”ye dönüşmek zorundadır: “Bloğumu sürekli güncellemeliyim.”, “Hangi bloğa baktımsa da o konuyla ilgili bir yazı göremedim.”, “O bloğun hastasıyım.” gibi... Bana göre “Blogumun fotoğrafları...” şeklinde bir kullanım yanlıştır.
Bu işi artık bir tatlıya bağlasak da, işimize baksak diyorum.




















44 YORUM:
Blog işini tatlıya bağlayan tatlı Selim Beyabicim, artık gönül rahatlığı ile bloğumun yazabileceğim. Sağolun.
Bu işte böylece tatlıya bağlanmış oldu :)
Teşekkür ederim.
Bana "blogger" diyenlere deyip, ters ters baktığımda medyana gelen, "Neden öyle bakıyorsun ki" şeklindeki sorularına hiç cevap vermeden, bu yazıya yönlendireceğim artık.
Teşekkürler.
Selim Bey,
1, 2, 3, 4 ve 6'ya katılıyorum. 5'e gelince, onca ağrımın sancımın arasında, şimdilik "bloglama"yı önersem diyorum!
Selim Bey,
Bu işi açıklığa kavuşturmanız yüreğime su serpti. Her seferinde "blog" kelimesinin sonuna gelen çeşitli takıların orada nasıl durduğu, uyup uymadığı, doğru mu yanlış mı olduğunu düşünmek ve hatta üzerinde düşüne düşüne, dikkat ede ede hata yapma kaygısı sayenizde yok artık. Sağolun.
Uzatmamak için "blog" tan türeyen ve şimdilik es geçtiğiniz diğer kelimeleri de lütfen bir ara uzata uzata kurcalayın ki biz de nasiplenelim. Mesala az önceki ("blog" tan) yazımı doğru mu diye hala şüphe duyuyorum içimde. Acaba ("blog" dan) mı olmalıydı ki?
Vallahi tebrik ve teşekkür ediyorum. Çok önemli bir konuya el atmış ve bence çok güzel çözümler üretmişsiniz efem.
Sevgili metin the poor, bloglama yerine blog yazma ya da güncelleme daha iyi gibi geldi. Sizler ne dersiniz?
Teşekkürler arkadaşlar.
Metin Bey kardeşim, “bloglama” benim de aklımdan geçmişti, ama onu da pek yakıştıramıyorum.
Hoca’nım, “güncelleme” de olmaz herhalde, çünkü çok daha geniş bir anlamı var. Biraz da çalışalım isterseniz.
Sevgili Aylin, kazık bir soru sormuşsun, ama iyi olmuş. Ben orayı atlamışım çünkü... Kazıklığı şundan, açık olarak kuralı bilmiyorum. Hatta elimdeki bazı kaynaklarda aradım bulamadım. Ben “blog-dan” şeklinde kullanıyorum. Her ne kadar Türkçe sözcüklerin sonunda “g” sesinin yer almayacağını bilsek bile, sonuçta bu istisnalar var. Bunlara telaffuzda “k” muamelesi yapmak gerektiği gibi bir kural da hatırlayamadım. E, “g” yumuşak sessiz olduğuna göre, ondan sonra gelen “-dan” ekindeki “d”nin sertleşmesini, yani “t”ye dönüşmesini bekleyemeyiz.
Mesela, Türkçe olan “ad” sözcüğü de bu istisnalar arasındadır. Dilbilgisi kitaplarında “addan ad yapan ekler” ya da “addan türemiş fiiller” gibi kullanımlar var. Yani gördüğün gibi “d” sertleşmiyor. Dilbilgisi kitaplarında da yanlış yazacak değiller ya!
Bu durumda “blog-dan” kullanımı doğrudur.
şahsen, "blog=blog, blogger=blog yazarı, blogging=bloglama ve blog'dan" şeklinde kullanıyorum.
teleffuz; aynen yazdığımız gibi, "blog" diyerek, yani kütüğe vurgu yaparak :)
Zeynep Hanım,
"Güncelleme" olmaz. "Blog yazımı" ise hem iki kelime olduğu için iyi değil, hem de blog sadece "yazılmıyor"ki!
Selim Bey,
"Bloglama"da ısrarlı değilim ama yine de şunda bana en doğrusu o gibi geliyor. Belki "blogyapım" da diyebiliriz; "yapıbozum" gibi sözcükleri örnekseyerek.
Ayrıca "blog-dan" kullanımının doğru olduğu kanısındayım ben de.
"Şunda" değil "şu anda" olacaktı.
Tırnak işareti yanıltmış beni; "ki" ayrı olacaktı. Ağrıdan sancıdan ne halt ettiğimi bilemiyorum, özür dilerim.
Sevgili Nahnu, “bloglama” dışındakilerde sağlam bir mutabakat oluşacakmış gibi görünüyor. Bence TDK hemen Sözlük’e klesin bunları:)
*
Bu vesileyle Nahnu bloğunun “takip” bölümündeki jestten dolayı teşekkür etme fırsatını kaçırmayayım. Teşekkürler.
Sevgili Metin, blog sadece yazılmıyor, ama “blog yazarı”na katıldığını ifade etmiştin. Bence “yazım” dışı blogların oranı çok düşük, odaklanmamızı engellemesin derim.
Senin üretmelerinden yola çıkarak “blogging” karşılığı için “blogyazım”ın hoş ve doğru olacağı kanaati oluştu bende. Ancak “to blog” mastarında yine “blog yaz-mak” şeklinde açılmış bir deyime dönüşmesi gerekiyor maalesef.
“Bloglama”dan ise hafif bir mizahi tat alıyorum ben nedense:)
Tekrar acil şifalar diliyorum.
Selim Bey,
Sabah eklemeyi unutmuşum; "blogospher" karşılığında da "blogistan"ı öneriyorum ne zamandır. Biraz hınzırlık da var onun içinde ama yine de hoş olur diyorum.
Blogosphere" olacaktı. Özür dilerim.
Zeynep'in kulakları çınlamıştır.
“Blogistan” bence de iyi... Hınzırlık “blogosphere”de de yok değil zaten:)
Vallahi çok güzel olur "blogistan" kullanılması ama o zaman benim sayfanın adı olarak pek anlamsız olur.
Zaten ben de yayınlanan yazımın orjinalinde (yani ödev olarak teslim ettiğim halinde) Blogosphere için "Blogistan", bloggerlar (yani blog yazarları) için de "Blogistanlılar" kullanmıştım. Ama bu haliyle pek akademik bulunmadığından metinden tamamen çıkartılmıştı bunlar.
Hoş bir yazı. Tebrikler.
Blog = Blog (bir öneri = Yazıt )
Blogger = Blog Yazarı
Blogging = Blogyazım (Blog Yazmak)
"Blogumu" değil "Bloğumu" diyeceğim!
Blogosphere = Blog alanı / Blog Küresi / Blogevren / Blog alanı
Sen Blogistan ismini değiştirirsin artık Zeynep. Zaten ben ona gerekli ince ayarı yapmıştım:)
Dediğim gibi en önemli sözcüklerde ve kullanımda önemli bir mutabakat oluştuğunu görüyorum Cengizciğim. Blog, blog yazarı tamam gibi... Doğrusu “blogyazım”ı ben de tuttum. “Blogistan” kolay yerleşebilir, ama senin “blogevren”i de sevdim. Teşekkürler.
Selim Bey,
"Blogistan"da ısrarlıyım. "Blogevren" iyi olmasına iyi de, "blogistan"ın yan okumalarının zenginliğini taşımıyor, taşıyamaz.
Zeynep Hanım,
Ne güzel işte, siz de bu ismi ilk kullanan blog yazarı olmanın keyfini çıkarırsınız. (Önemli not: Vallahi sizin yazlığa rastlamadan önce bulmuştum ben bu "blogistan"ı!)
Selim Bey,
Benim orada "blog" karşılığında şaka yollu olarak kullanageldiğim "yazlık" kelimesi esasında "yazılık"tan bozmaydı bir bakıma!
Selim Tuncer'in yazısını, gönderilen yorumları, yorumlara verilen yanıtları, yanıtlara gönderilen yeni yeni yorumları okuyunca, huysuzluk etmekten kendimi alamadım.
Tembelliği, hazıra konmayı, lüpçülüğü, büyüklere biat etmeyi öylesine içimize sindirmişiz ki, şaşıyorum doğrusu. Teslimiyet duygusu iliklerimize işlemiş...
Anlı şanlı Türk Dil Kurumumuz yabancı sözcüklerin özgün yazımlarıyla sözlüklere girmesini, Türk Dili Derneği ise, sözlüklere Türkçe yazılıma uygun olarak girmesini önerecek kadar aymaz davranırsa, biz de İngilizce "blog" sözcüğünü, kanseri iyileştiren mucize bir ilaç gibi alıp, lüp diye yutmaktan kendimizi alamayız. Bunu mazur göstermek için de, bozacının şahidi şıracı misali, yıllar önce dilimize girmiş benzer sözcüklere sığınmaktan çekinmeyiz.
Lütfen "blog" sözcüğünü meşrulaştırmak için gösterdiğimiz çabayı, zahmeti ve üstün yaratıcılığı, kendi dilimize özgü yeni bir sözcük türetmekte kullanalım. Mümkün değil mi? Değil diyorsanız, yüzlerce örnek verebilirim.
Sevgiler
Ben boşuna mı diyorum huysuz ihtiyar diye:)
Huysuzluk edeceğine sen de önerilerini yazsaydın ya!
Şu yüzlerce örneği de merak ettim yani... Düşünüyorum düşünüyorum, buzdolabı, çamaşır makinesi gibi bir iki örnek dışında aklıma bir şey gelmiyor. (Ki bunlar ürün yaygınlaşmadan, ismin önden gittiği örneklerdir.)
Ben, olan olmuştur, akıntıya kürek çekmeyelim diyorum; yoksa çok hazzettiğimden ya da hazıra konma, lüpçülük ve teslimiyet duygusundan değildir Sayın Tekgündüz!
Ayrıca, olan olmuşsa, en azından kurallara uygun olsun diyorum.
Yine de önerilerini bekleriz. Öyle bir isim önerirsin ki, belki de “blog” sözcüğü birden gözümüzden düşüverir de, hemen onu kullanmaya başlarız.
Şunları da unutmayalım bu arada:
* FLOG
* VLOG
* FLOGGER
* VLOGGER
* FLOGGING
* VLOGGING
Bu arada Şahin Tekgündüz’ün yüzlerce örneğinden biri daha aklıma geldi: Bilgisayar. “Computer” karşılığı üretilen/yaratılan bu sözcüğü gerçekten çok başarılı buluyorum. “Bilgi” ve “saymak”... “Computer”in “bilgi”ye yapacağı muamele de ancak bu olabilir zaten: “Saymak”... Müthiş!
Keşke “blog” için, hatta her yabancı sözcük için de bu güzellikte bir sözcük önerilseydi ve yerleşseydi.
Sevgili Selim,
Umarım "bilgisayar" sözcüğüyle dalga geçmiyorsun. "Saymak" eylemini hangi anlamda kullandığını doğrusu kestiremedim.
Şimdi sözünü ettiğim yüzlerce örnekten bir bölümünü yazıma ekliyorum. Daha fazlası için zamanım elvermedi. Üstelik de çok seçici davrandım:
Ağ
Arayüz
Ayakkabı
Bellek
Biçerdöver
Bilgisayar
Bilimkurgu
Bilirkişi
Bilişim
Cep telefonu
Çağrı merkezi
Çalıştay
Çevrim
Çıkartma
Çıtçıt
Çözümleme
Delgi
Delgeç
Dergi
Derin dondurucu
Dolmakalem
Dizüstü bilgisayar
Eleştiri
Etkin
Eylem
Gönderal
İletki
İmge
İmleç
İşlemci
Kaldıraç
Kalemtıraş
Kuşak/Generation
Köşe vuruşu
Küreselleşme
Özdeyiş
Özgeçmiş
Sayaç
Silgeç
Sesli yanıt sistemi
Tanı
Tasarım
Tutkal
Tükenmezkalem
Uçak
Uyarlama
Üreteç
Yazıcı
...........
"Blog" sözcüğü için önerim ise "e-yayın"
Aaa, olur mu dalga geçmek. Sadece bu sözcükte yer alan hafif ironi hoşuma gidiyor, o kadar. Bildiğin gibi bilgi sayılmaz, sayı sayılır. Oysa bilgisayarın yaptığı ise gerçekten bilgi saymaktır. Yaratımdaki başarıya dikkat çekmek istemiştim.
Sözcükler için teşekkür ederim. Fakat bunların önemli bir kısmı konumuz dışında... Oysa biz, teknolojisiyle birlikte girmiş sözcüklerle ilgileniyorduk. Ancak; biçerdöver, bilgisayar, bilişim, cep telefonu, çevrim, derin dondurucu, dizüstü bilgisayar, yazıcı gibi güzel örnekler de vermişsin.
Tabii, bazı yabancı sözcüklerin kendi adlarına bir talihsizlikleri oluyor. Mesela “buzdolabı”nın İngilizce’sinin Türk fonetiğine çok yabancı olmasının ciddi bir Türkçe sözcük arayışını da beraberinde getirdiğini düşünüyorum. Kimi zaman da buna benzer yabancı sözcükler önemli oranda fonetik bir deformasyona uğratılarak Türkçeleştiriliyor.
Yabancı bir sözcük teknolojisiyle beraber girerken TDK güzellik uykusunda olduğu için yaygınlaşmanın önüne geçmek zor oluyor. Bu sözcükler eskiden olduğu gibi sadece Kapıkule gümrük kapısını kullanıyor olsalardı iş biraz daha kolaylaşırdı. Oysa günümüzün giriş kapılarını biliyorsun. Bunun için daima teyakkuz halinde olmak gerekiyor; su uyuyor, yabancı sözcük uyumuyor çünkü...
Eskiden denetim daha kolaydı. Aslını bilmiyorum, ama mesela “derin dondurucu”nun bir sanayicimiz tarafından önerilmiş olabileceğini sanıyorum. O ürünü İngilizce adıyla satmak pek de kolay olmasa gerek, değil mi?
“Blog”un nasıl girdiğini biz anlamadık ki TDK anlasın:) Şimdiki girişler de çok ani ve destursuz oluyor yani! Giren sözcüğü kovmak ise kolay olmuyor.
Ben, sözcüğün kökeninin Türkçe olmasından çok Türkçeleşmiş olup olmadığını daha fazla önemsiyorum. Sanırım bu konuda mezhebim biraz geniş:) Yani bana göre artık “blog” Türkçe’dir. Bugün itibariyle tersine bir uğraşla sonuç almayı kolay görmediğim için de artık bu sözcüğe Türkçe muamelesi yapılması gerektiğini savunuyor, ama yine de “Keşke Türkçe bir sözcük olabilseydi!” diyorum.
Önerine gelince... “Yayın” çok jenerik bir sözcüktür, “e”lisi “e”sizi elli bin çeşit “yayın” var. Bu “e-yayın” diyeceksin, ama onun da çeşitleri var. Bloğa yayın demek elbette mümkündür, ama biz özel bir yayın türüne isim arıyoruz. Yani anlamın daralması gerekiyor. Bir de, önerdiğin sözcüğün başındaki “e”nin yabancı bir “e” olması seni rahatsız etmiyor mu?
Yok yok, olmaz!
Selim Bey,
"Ben, sözcüğün kökeninin Türkçe olmasından çok Türkçeleşmiş olup olmadığını daha fazla önemsiyorum. (...) [B]ana göre artık 'blog' Türkçe’dir. (...) [A]ma yine de 'Keşke Türkçe bir sözcük olabilseydi!' diyorum."
Bu sözlerinize harfiyyen katılıyorum. Bunu takip eden sözlerinize de...
Ne yazık ki "flog", "vlog" ve "antiblog" da Türkçeleşme yolunda hızla ilerlemektedir.
(Bu arada hatırlatmak isterim ki kış uykusu güzelim ayılar için zorunlu bir ihtiyaçtır. TDK'nınki kış uykusu filan olmayıp düpedüz görevini ihmaldir.)
Kış uykusu değil de, güzellik uykusu demiştim ama... Yoksa ayılar güzelleşmek için mi uyuyor?
Şu anda TDK meşgul; üretmek yerine atmak daha kolaylarına geliyor galiba!
Arifoğlu’na ciddi bir tonajda sipariş vermişler, her Güncel Türkçe Sözlük alana promosyon olarak acı kırmızı biber vereceklermiş:) Sözlükten silinen sözcükleri ağzına alanların dillerine sürelim diye!
Kış uykusunun da bir tür güzellik uykusu olduğunu iddia ederek sıyrılayım bari yaptığım dikkatsizlikten!
Selim Bey,
Sıraladığınız maddeler tek tek incelendiğinde öylesine kaideye uygun ve kabul edilir ki, itiraz etmek yersiz gibi görünüyor. Fakat, yukarıda dile getirilen "bilgisayar" örneğinden yola çıkarak, blog kelimesine de şöyle mis gibi yakışacak bir kelimenin önerilmesini istemek, bilmem ki acaba aşırı zorlamak anlamını mı taşır?
Bazı kelimeler vardır beni çileden çıkarır. "i-meyıl" diye okuduğumuz elektronik postalarımız bunun başında. Hâlâ karşısına çıkaracak daha düzgün bir kelimem yazık ki benim de yok. Blog da onlardan biri. Çok çok iyi bir çıkışla ve doğru kurallar üzerinden giderek yaptığınız aydınlatma, benim gibi -azınlıkta kalmayacak- takıntılıları "kesmiyor", yetmiyor.
Bir kere söylemesi çok zor Selim Bey... Blog! Blog! Blog! Minicik bir beyin fırtınası daha yapsanız ya da yapsak ve hiç değilse blog sahibi olanlar ile benim gibi okumakla yetinenler arasında kabul edilir bir güzel kelime bulunsa, biz bunu kullanmaya başlasak, sonra yayılsa yayılsa,... ;-)))
Sevgilerimle...
Böyle “teslimiyetçi” bir profil çiziyor görünmek benim de hiç hoşuma gitmiyor Sibel Hanım, yalnızca rasyonel davranmaya ve kuralsızlığa karşı öneriler getirmeye çalışıyorum.
Gümrük kapılarından geçerek giren teknoloji ürünlerinin adları konusunda bile gerekli önlemleri alamazken, bir “seyyaliyet” düzleminde ve gümrüksüz olarak giren “blog”a karşı ne yapılabilir bilmiyorum. Ayrıca sözcük, destursuz bir biçimde sadece Türkçe’ye de girmemiştir.
Bu, sadece bir sözcük üretme ve önerme işinden ibaret de değildir. Gösteren, gösterilen ve gösterge ilişkisini masa başında kurgulayıp sonra da geniş bir toplumsal uzlaşı sağlamak çok karmaşık bir süreçtir.
Yine de “keşke” diyorum ve makul, yerleştirilebilme ve uzlaşı sağlanma ihtimali olan bir “teklif”e destek vermekten geri durmayacağımı da belirtmek istiyorum.
Teşekkürler.
Tabii, o zamana kadar “blog” yine de Türkçe’dir.
Şahin Bey'in ilk yorumuna katılmakla birlikte Selim abinin bu konuda oldukça emek-zaman harcamasını da çok önemli ve müspet bir çaba olarak görmekteyim.
Şahin Bey' e katılıyorum, çünkü blog kelime olarak ingilizce konuşan kitlede de tepki doğurmuş... Aynen 2006 boyunca yeni web uygulamalarını Web 2.0 şeklinde nitelendirmeye verdikleri tepki gibi...
Blog ve bu kökten türeyen kelimeler için çözüm üretirken yayın yerine "içerik" kelimesine odaklanılırsa daha iyi çözümler üretilebilir diye düşünüyorum. Çünkü metin, resim, video vb üretimlerin hepsi neticede içeriktir ve blog araçları da temelinde web tabanlı içerik yönetim araçlarıdır. Belki bu daha anlamlı bir çözüme götürebilir bizi...
Bu arada ben ısrarla web günlüğünü kullanmaya devam ediyorum oldukça... (fakat bazen-çoğunlukla Tarzanca hakim oluyor yazılarımda)
Blog kelimesi Türkçe'ye girmiştir varsayımından hareketle ayrıntılı bir çalışma hazırlamışsınız sağolun. Ancak ben bu erken teslimiyeti anlayamadım. Anlayamadığım diğer bir kaç şey de: günlük, günce, seyir defteri vb kelimelere bir mana daha yüklemenin ne gibi sakıncası var. Zaman için yeni manalar yüklenen kelimeler safına bunların katılmasının önündeki engel nedir? Sonuç olarak beklentim: blog kelimesinin Türkçe karşılığı olarak var olan bir Türkçe kelimenin veya yeni türetilen bir Türkçe kelimenin yaygınlaşması.. Saygılar
Ben bir fiili durum tespiti yaptım ve doğru imla adına bu fiili duruma razı oldum. Yoksa iş, her tarafından sarpa sarıyor. Mesele budur.
Yukarıda Sibel Hanım’ın yorumuna verdiğim cevabı tekrarlayayım:
Böyle “teslimiyetçi” bir profil çiziyor görünmek benim de hiç hoşuma gitmiyor Sibel Hanım, yalnızca rasyonel davranmaya ve kuralsızlığa karşı öneriler getirmeye çalışıyorum.
Gümrük kapılarından geçerek giren teknoloji ürünlerinin adları konusunda bile gerekli önlemleri alamazken, bir “seyyaliyet” düzleminde ve gümrüksüz olarak giren “blog”a karşı ne yapılabilir bilmiyorum. Ayrıca sözcük, destursuz bir biçimde sadece Türkçe’ye de girmemiştir.
Bu, sadece bir sözcük üretme ve önerme işinden ibaret de değildir. Gösteren, gösterilen ve gösterge ilişkisini masa başında kurgulayıp sonra da geniş bir toplumsal uzlaşı sağlamak çok karmaşık bir süreçtir.
Yine de “keşke” diyorum ve makul, yerleştirilebilme ve uzlaşı sağlanma ihtimali olan bir “teklif”e destek vermekten geri durmayacağımı da belirtmek istiyorum.
çok güzel, değerli bir yazı, çok güzel yorumlar... aradan uzunca zaman geçmiş, 37. bir yoruma ihtiyaç yok elbet. ancak ben yazınızı az evvel skoer sayesinde okudum. kendi blogumda bu yazıyla ilgili yorum yaptım. dolayısıyla o yorumu buraya aktarmamın daha uygarca olacağını düşünüyorum. bu açıklamadan sonra, diğer tüm görüşlerinize katılarak yorumu ekleyeyim:
1. sert sessiz olmayan, yumuşak sessiz g'yi daha da yumuşatmak için daha zaruri nedenler lazım. verilen örnekler konuşma dili için geçerli (psikologa-psikoloğa örneği verilmiş), eğer "psikoloğa" şeklinde yazılıyorsa, zaten o yazım da yanlış. her ne kadar konuşurken "abi" desek de, yazarken bu "ağabey"dir, ayrım aynı ayrım. gitcem-gideceğim.
bu örnek uygun değil derseniz, "hukuğa güvenim kalmadı" diyebiliriz, ama yazarken "hukuka" yazmaya devam ederiz. (sert sessiz yumuşamasının istisnası bu, diğer pek çok sert sessizle biten tek heceli sözcük de bu istisnaya tabi. "top", top-u, "tobu" olmaz. demem o ki, g, sert sessiz olsaydı bile, ki değil, tek heceli olan blog sözcüğü bu istisnaya tabi olacaktı.)
2. yorumlarda yazdığınız bir kısım, ana yazıda dediklerinizle çelişiyor: sessiz harfle başlayan ek alırsa, ekin ilk harfi "blogtan" şeklinde sertleşmez demişsiniz.
sesli ek alırsa g, ğ'ye dönüşecek ama -den eki, -ten olarak sertleşmeyecek.
nedenin niyesini anlamak mümkün değil!
telaffuza göre kural konulursa, ki doğru bi yol değil, "blogtan" demek "blogdan" demekten daha kolay ve ağızdan da öyle çıkıyor zaten.
ğ'ye dönüşmüş blog da, blok'a dönüşüyor ister istemez ve tam da yazıda anılan "kütük"ü çağrıştırıyor: bloklamayı, engellemeyi. ne tezat, içimizi döktüğümüz "hava kesecikleri" bloglarımız oysa ki.
demem o ki, genel kullanımın ğ ile oluştuğunu görüyorum, gözümü çok tırmalıyor. ne kadar yaygınlaşırsa yaygınlaşsın, galat-ı meşhur olsun varsın, hatalı bir kullanım.
fonetikle, kulağa gelişle, telaffuz edişle izah etmeyi ve hele de bunu yazı diline bu şekliyle yansıtmayı fahiş hata olarak görüyorum.
yazınız için tekrar teşekkürlerimle.
Katkı için teşekkür ederim.
1.
İmla ile telaffuz farklılığı apayrı bir konu... [*] İmla muhafazakar, telaffuz ise (zaman içinde) değişkendir. İmlayı "muhafaza" edecek bir otorite olması da önemli... Bu otorite, beğenip beğenmeme konusunda özgürüz, ama TDK’dır.
“Eğer ‘psikoloğa’ şeklinde yazılıyorsa, zaten o yazım da yanlış.” hükmüne nereden varıyoruz? Veya soruyu şöyle sorayım: TDK ve hatta diğer imla kılavuzları neden doğru yazımı “psikolog,-ğu” olarak bildiriyorlar. Eğer “psikoloğa” yazmak zaten yanlışsa, bu imla kılavuzlarını nasıl düzelteceğiz? Nitekim “diyalog” için yazım kuralı da “diyalog, -ğu” şeklinde... Ve “blog”daki “log” ile “diyalog”daki “log” aynı “log”dur.
Evet, “hukuk”, “ahlak”, “sanat”, “irtibat” gibi yabancı kökenli söcüklerde böyle bir istisna vardır; “top”, “ip”, “küp” gibi tek heceli Türkçe sözcükler için de... Ama istisna demek, her zaman hiçbir kuralın olmadığı anlamına da gelmiyor. Zaten “blog” sözcüğü istisna kuralına da girmiyor, çünkü tek heceli bir sözcük değil. İşte burada imla-telaffuz farklılığıyla karşı karşıyayız. “Blog”, aynen “tren” gibi iki hecelidir; telaffuzda “bu-log” ve “ti-ren” şeklinde hecelenirler.
2.
Çelişkiye ben göremedim, ama tekrar izah edeyim. Ekin aslı “-de, -da”dır ve sert sessizle biten bir sözcüğe eklendiğinde sertleşerek “-te, -ta” olur. “Blog”daki hangi güç bu eki sertleştirmeyi başarabiliyor?
Zaten kural olarak Türkçe sözcüklerin sonlarında süreksiz yumuşak sesler (b, c, d, g) bulunmaz. “Ad”, “sac”, “ud”, “diyalog” gibi Türk ve yabancı kökenli istisnaları vardır. Eğer Türkçe kabul edersek “blog” da bunlardan biridir. Bir analoji yapalım; “ud-ta”, “ad-tan” şeklinde bir kullanım var mı ki, “blog-tan” olsun?
Göz tırmalamasına karşı söyleyecek bir şeyim yok, çünkü çok öznel bir durum:)
Ben de tek başına “fonetikle, kulağa gelişle, telaffuz edişle izahı ve hele de bunu yazı diline yansıtmayı fahiş hata olarak” görürüm. Nitekim, yazımdaki tek öznel yaklaşım “blog”un Türkçe kabul edilmesi gerektiğiyle ilgili iddiadır. Bunu, isteyen kabul eder, istemeyen de reddeder. Veya bir gün zaten kabul etmek zorunda kalır. Bunun dışındaki hiçbir argüman, “destek”siz ve “bence” değildir.
Sevgiler...
bir kez daha ilginize ve açıklamalarınıza teşekkür ederim. araştırmadan "psikologa" yazılacağına hükmederek ayıp etmişim, kendime de yakıştıramadım şimdi, özür dilerim.
bu açıklamayı da okuyunca, kendi kendime tekrar ettim, "blog, blog..." tek heceli okuyorum, araya u sesini eklemeksizin.
çelişki olarak değerlendirme nedenim, "Bazı istisnaları vardır ve Batı’dan dilimize giren bu sözcükler de istisnaya girer. Yine bildiğiniz gibi Türkçe’de sonu “p”, “ç”, “t”, “k” sert ünsüzleriyle biten sözcükler herhangi bir çekim ya da yapım eki alır ve bu sesler iki ünlünün arasında kalırsa “b”, “c”, “d”, “ğ” olarak yumuşarlar. İstisnayı bozarak sonu “g” ile biten sözcüklerdeki “g” de iki ünlü arasında kaldığında “k” muamelesi görerek “ğ”ye dönüşür." açıklamanıza dayalı idi.
yani sert sessiz benzeşmesi ile birarada değerlendirilmiş olmasından kaynaklıydı. ancak yukarıdaki özür açıklamasına yönlendiriyorum bu maddeyi de, dayanağınız farklı zira.
aman tanrım! geriye öznel nedenlerim kaldı sadece!
vaktinizi aldım ama, aceleci hükmüm geç de olsa "bloğunuzu" keşfetmemi sağladı, sevgiler bizden efendim.
(inadım kırılana kadar) "blogunuz" takip listemde artık.
Teşekkür ederim.
Vakit önemli değil, stokta elde kalanlardan kullanıyorum:)
Sadece “b-log”u tek hecede çıkarma yeteneğine takıldım. Noter huzurunda söylersen The Guinness World Records’a girmen işten bile olmaz:)
“Bolg” diye söylemiyorsun değil mi?
Not: Şaka kaldırır bir karakter izlenimi edindim. Eğer öyle değilse özrümü baştan dilemiş olayım.
:D
"bolg"u okuduğum anda yüksek sesle güldüm. (okurken sesli gülmem her ne kadar şaka kaldırdığımı gösterse de hayra alamet olmasa gerek.)
Güzel bir blog olmuş baya renkli ve canlı arkadaşlarda çok şakacı neyse iyi çalışmalar diliyorum blogunuzu sık sık takip ederim artık
Wp Theme , Wp Plugin , Wp Tema , Free Premium Theme
web tasarım
msn, smiley, avatars, msn center
ozalit , kirtasiye , dijital baskı, Fotokopi
çini , tabak , plaket , kütahya çini, çinicilik
blog türkçe olursa oldukça karmaşık bir kelime olur :)
ama olsun veya olmasın diye bir dilek tutamam, güzel bir karşılık bulunabilirse o güzel karşılığı kullanmak da güzel olur :)
Yorum Gönder
BAĞLANTILAR:
Bağlantı Oluştur
<< Home